DENİZALTILARIN İCADI

Paylaş
 

DENİZALTILARIN İCADI

Suya daldırılan bir cismin ağırlı­ğına, aşağıdan yukan, dikine bir di­renç karşı koyar ve cisim ne kadar büyük olursa bu direnç de o kadar güçlü olur (Arkhimedes ilkesi). De­mek oluyor ki, bir denizaltıyı su di­bine indirmek veya yukarı çıkartmak için, bu hacmi, gerektiği gibi değiş­tirmek şarttır. Bu da, «dalma sarnı­cı» denilen su depolarıyla (balast) sağlanır. Bu depolara su alınınca, de­nizaltının iç hacmi azaltılmış ve aşa­ğıdan gelen itme direnci hafifletilmiş olur: gemi dalar. Tersine, bu depo­lardaki su boşaltılacak olursa, bu de­fa da iç hacim artar, aşağıdan yukarı itiş gücü de şiddetlenir: gemi tekrar su yüzüne yükselir.

İlk denizaltılarm XIX. yy.da yapıl­masından beri, pek çok yeni ilerle­me kaydedilmiştir: denge kasaları, yani teknenin her iki ucuna yerleş­tirilmiş, eğimi düzenleyecek bir tür depolar; denge kanatları ve arka dü­men (dalma yekeleri, dümen); deniz altında iken yüzeyi gözetlemek için gerekli periskop; savaş için torpiller.

İlk denizaltılar kol gücüyle ve bir kaldıraç düzeniyle yürütülürdü. Bu­har makinesi daha etkili olduysa da, ancak kısa süreli dalışlara imkân sağladı, çünkü kazanın yakılması, büyük oksijen harcamalarını gerek­
tiriyordu. Elektrik motorunda ise böyle bir zorunluk yoktu; gene de, büyük akümülatör (biriktireç) batar­yalarının kullanılmasına rağmen, de­nizaltının özerkliği kısıtlandırılmış o- luyordu. Bunun için iki sistemi bir­den uygulamak düşünüldü: su altın­da seyretmek için elektrik motoru ve yüzeyde seyretmek ve bataryaları yeniden doldurmak için buhar ma­kinesi (sonradan yerine dizel geçiril­di).

Sık sık su yüzüne çıkma zorunluğu, İkinci ”Dünya Savaşı sonunda pek çok denizaltının kaybına sebep olmuştur. Çünkü gemi su yüzüne çı­kar çıkmaz, hemen düşman “radar­ları tarafından yerleri bulunuyordu. Bu durum, denizaltı gemisine hemen hemen sınırsız bir özerklik sağlayan nükleer “enerjiye başvurulmasıyla tamamen değiştirildi. Çok derinlerde seyreden nükleer denizaltılar, suüstü gemilerinin pek çoğundan daha hızlı gider. Zaten etkilenmezlikleri ve gizlilikleri o derecedir ki, modern ‘savaşın en korkunç silâhları olan kı­talararası füzeler bu tür denizaltıla- ra emanet edilmiştir

Bu yazı 46 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

Kategoriler