BEYİN NEDİR?

Paylaş
 

BEYİN NEDİR?

BEYİN, vücudumuzun duyum ve bilinç merkezidir. Kafatasının içinde beyazımtırak, yumuşakça bir kitledir.

Beyin, insanı hayvanlardan ayıran en önemli organdır. Bütün zihnî faaliyetlerin merkezidir. İnsanın çevresinde olup bitenle­ri anlaması, çevresine karşı nasıl davrana­cağını kestirmesi beyin sayesinde olur. Beş duyu yolu ile alınan bütün duyumlar beyne gider (Bk. Duyu). Gözün ne gördüğü, bur­nun hangi kokuyu aldığı, kulağın ne duy­duğu, dilin ne tattığı, derinin ne hissettiği ancak beyin sayesinde anlaşılır. Geçmişe ait hâtıralar da beyinde saklanır.

Beynin Yapısı

Beyin başlıca bir üst ana kısım ile bir ar­ka küçük kısım ve «soğancık» (bulbus) tan ibarettir. Ust ana kısma «ön beyin» (cereb- rum), alt arka tarafta bulunan kısma da «be­yincik» (cerebelium) denir.

Boz ve beyaz maddeler. — Bir beyin ke­sitine bakıldığı zaman, boz ve beyaz ol­mak üzere iki renk görülür. Boz kısımlara «boz madde» (boz cevher), beyaz kısımlara «beyaz madde» (beyaz yahut ak cevher) denir. Bu iki madde boz ve beyaz sinir hüc­relerinden meydana gelmiştir.

Beynin kabuk kısmı boz maddeden, içi de beyaz maddeden yapılmıştır. Beyincikte ise beyaz ve boz hücreler kaynaşmış durum­dadır. Beynin iç bölümünde de boz ve be­yaz hücrelerin bir arada bulunduğu bölge­ler vardır. Beyin hücrelerinin çoğunu beyaz olanlar teşkil eder.

Sıvı ve zarlar. — Beyin, kafatasında bir sıvı içinde bulunur. Merkezî sinir sistemi­nin boşluk ve kanallarını da dolduran bu sıvı beyni çarpmalara karşı korur. Ayrıca, beyin menenj (meninge) denen üç kat zarla korunur. Bunlardan en dıştaki «sertzar» dır. Sertzarın altında «örümceksizar», en altta da «incezar» bulunur. Beyin – omurilik sıvı­sı incezarla örümceksi zarın arasındadır.

Yarımküre ve loblar. — Beynin üst ana bölümü derin bir yarıkla iki yarımküreye, yarımkürelerin herbiri de, birtakım derin yarıklarla, başlıca dörder bölüme ayrılmıştır. Bu bölümlere «lob» denir. Bunlar, alın, du­var, artkafa ve şa«ak loblarıdır. Ayrıca, lob-
içinde 1 metre yüksekliğe çıkaran kuvvetin gücüne eşittir. BG harfleriyle gösterilir.

( 1 BG = saniyede 75 kilogrammetre = 736 watt.)

Bu terim ilk olarak İngiliz bilgini James Watt ( 1736-1819) tarafından kullanılmıştır. Aslında ise bir at, sürekli olarak ancak 1/2 BG, bir insan ise 1/8 BG iş görebilir. Bü­yük lokomotiflerin güçleri 3.000 BG, orta boyda bir otomobilin 50 BG kadardır. I lar da «girus» denen kıvrımlara ayrılır.

Beyin yarımkürelerinin arasındaki yarık her iki yarımküreyi birbirinden tam olarak ayırmaz. Yarımküreler ortada «büyük bir- leşek» (corpus callosum) ile birbirlerine bağlıdır.

Beyin kıvrımları. — Beyin kabuğu, yarım­kürelerin asıl kıvrıntılı kısımlarını teşkil eder. Bilginler, insanların hayvanlardan ze­kâca üstünlüğünü beyin kıvrımlarının sayısı ve çokluğiyle ilgili görüyorlar. Bu kıvrımlar sayesinde beynin bütün yüzölçümünün insan yüzölçümüne eşit olduğu hesaplanıyor.

Beyin kabuğu. — Beyin yarımkürelerinin bütün üst kısmını kaplıyan boz maddeye «beyin kabuğu» denir. Beyin kabuğu sinir hücre ve tellerinden, destek doku (neurog- lia)dan yapılmış tabakalar halindedir. Ta­ze bir beyin kesitine çıplak gözle bakılınca bu tabakalaşma gayet açık olarak görülür.

Beyin kabuğunun kalınlığı ve inceliği nev’in gelişme derecesine göre değişir. İn­sanın beyin kabuğu hayvanlarınkinden da­ha kalındır. Gelişmiş hayvanların beyin ka­bukları da az gelişmiş olanlardan kalındır. İnsan beyninin kabuğu ana rahmine düşme­sinin altıncı ayına doğru tabakalaşmaya baş­lar. Ceninin ilk kıpırdamaya başlaması bu zamana raslar.

Beyin kabuğu altı tabakadan meydana ge­lir, kalınlığı 1 -4 milimetre kadardır.

Beyin Kabuğu ve Duyular

Beyin kabuğunun çeşitli bölümleri duyu organlarımızdan gelen etkileri alır. Duyma, görme, işitme, tatma, dokunma duyumları beyin kabuğunda belirli yerlere gelirler.

Görme merkezi artkafa lobunun kabuğun- dadır. Gözden gelen etkiler, geldikleri yön­lere göre görme merkezine yayılırlar. Beyin kabuğunda görme merkezinin bulunduğu kı­sım zedelenirse o kimse kör olur.

Duyma merkezi şakak lobunun kabuğun- dadır. Duyduğumuz seslerden gelen etkiler sesin perdesine göre ayrılır. Böylece meselâ tiz sesleri duyduğumuz zaman duyma mer­kezinin sadece bir kısmı çalışır. Pes sesleri duyunca çalışan kısım da ayrıdır. Ancak, çe­şitli perdeden sesler duyulduğu zaman bü­tün merkez faaliyete geçer.

Dokunma duyumunun beyin kabuğu tara­fından alınması büsbütün başka şekilde olur. Beyin kabuğunda vücudumuzun her noktasına karşı ayrı bir yer vardır. Vücu­dumuzun neresine dokunulduğunu bu sayede anlıyabiliriz. Beyin kabuğunda, hassas yer­lerimiz için, az hassas olan yerlerimizden daha geniş alan ayrılmıştır.

Tatma duyumları da dokunma duyumları bölümünde alınır. Tatma merkezleri bu böl­genin alt uçlarındadır.

Koku duyumu şakak lobundaki koku mer­kezi tarafından alınır. Koku ve tatların bey­ne nasıl ulaştırıldığı henüz kesin olarak bi­linemiyor.

Motor Etkisi

Beyin kabuğunun bir kısmı da vücudu­muzun kaslarına emir göndererek hareket­lerimizi sağlar. Buna «motor etkisi» denir. Bu kısım beyin kabuğunun ön tarafında bu­lunur.

Motor merkezi de dokunma merkezi gibi vücudun çeşitliyerlerine göre bölümlere ay­rılmıştır. Bir nokta, elin hareketlerini, bir başka nokta ayakların hareketini sağlar. Bu noktalar da organlarımızın hareket im­kânlarına göre büyük veya küçük olur. Me­selâ çok ince işler yapan el için ayrılan alan gövde ve bacak hareketlerini kontrol için ayrılan alandan daha büyüktür.

Beyin kabuğunun hareketlere komut ve­ren kısmı zedelenirse vücudun o kısmı felce uğrar.

Beyincik Ne İş Görür

Beynin büyüklükçe ikinci kısmıdır. Bu­raya «arka beyin» de denir. On beynin alt arka tarafında bulunur. Bir orta lob ve iki yan lob olmak üzere üç lobdan mey­dana gelmiştir.

Beyinciğin dış yüzünde birçok yarıklar vardır. Bu yarıkların meydana getirdiği ke­sitler boz ve beyaz hücrelerden yapılmıştır. Her iki hücre beyincikte, ön beyindekinden daha çok karışmış durumdadır. Beyinciğin kabuğu 3 tabakadan meydana gelmiştir.

Beyincik dengede durmayı sağlar. Beynin

 

BEYNİN İKİ YARIMKÜRE ARASINDAN KESİTİ: 1 — Beyin kıvrımları; 2 — Büyük birleşek: 3 — Üçüncü karıncık; 4 —- Dördüncü karıncık: 5 — Beyincik; 6 — Soğancık; 7 — Varolii köprüsü; S — Pitüit besi.

bu kısmı kuşlarda, balıklarda, vücutlarına göre, insandakinden daha büyüktür, çünkü onların dengeye ihtiyaçları daha fazladır.

Beyincik bu işi göz ve kulaktan gelen haberler sayesinde sağlar. Gözün ne gördü­ğü, kulağın ne duyduğu sinirlerden beyinci­ğe gelir. Ayrıca, iç kulaktaki denge organ­larından da beyinciğe gelen sinirler vardır. Beyincik bu sinirlerden aldığı duyumları dü­zenler, kasların hareketini sağlıyan sinirlere ulaştırır.

Beyinciği zarar görmüş bir insan denge­sini bulamaz. Beyinciği çıkarılmış hayvanlar­da kaslar direncini kaybeder. Bu hayvanlar kaslarını ayrı ayrı hareket ettirebildikleri halde adım atamaz, kanad çırpamaz, hat­tâ ayakta duramaz olurlar.

Beyinciğin kesitindeki görünüşe «hayat ağacı» denir. Buradaki sinirler bir gövdeden dal, budak salan bir ağaca benzer.

Soğancık ve Görevi

Omuriliğin beyne kadar uzanan bölümü­ne «soğancık» veya «omurilik soğancığı» (bulbus) denir. Beyinden gelen sinirler buraya vardıkları zaman yönleri değişir, sağ yandan gelen sinirler soğancığın sol yanına, sol yanından gelen sinirler de sağına geçer­ler. Böylece, beyin yarımkürelerinden gelen sinirler soğancık ve omurilikte ters yöne uzanır.

Soğancık omurilikten gelen duyumları ge­tirir, sindirim, solunum, dolaşım sistemleri­ne gereken emirleri gönderir. Aynı zaman­da, vücut sıcaklığını da kontrol ederi

Beynin İçi

Beyin kabuğunun altında kalan kısmın bir yandan beynin diğer bölümleri, öte yan­dan omurilikle ilgisi vardır. Tıpkı beyin ka­buğu gibi beynin iç kısmının da çeşitli yer­leri çeşitli vazife görür. Gözü oynatan kas­larda, dil ve kulakta beynin iç kesiminden gelen sinirler bulunur.

Bütün sinir sistemine ve bütün vücuda hâkim olan beyin yarımküreleri ve beyinci­ğin bütün vucutta olup bitenlerden devamlı olarak haberdar olması gerekir. Omurilikten gelen sinirler beyinciğin içinden geçerek buralara giderler. Bu sinirler beynin iç kıs­mında birbirleriyle birçok birleşmeler ya­par. Aynı şekilde, emirleri götüren sinirler de beynin içinden geçer. Bazı reflekslerimiz ve iç organlarımızın çalışması da beynin iç kısmıyla ilgilidir.

Beynin Diğer Kısımları

Beynin, buraya kadar anlattığımız bölüm­lerinden başka daha birçok kısımları var­dır ki başlıcaları şunlardır:

Köprü (Varolii köprüsü). — Beyinciğin önünde bulunur, beyin yarımkürelerini bir­birine bağlar. Beynin daha başka bölümle­rine de bağlıdır. Beynin çeşitli yerlerinden gelen duyumların geçit yeridir.

Karıncıklar. — Beyinde dört tane boşluk vardır. Bunlara «karıncık» denir. Sağ ka­rıncık, sol karıncık, üçüncü karıncık, dör­düncü karıncık diye anılırlar. (Sağ ve sol) (yan) karıncıklar iki yarımkürenin alt ta- rafındadtr. Bu iki karıncığın altında üçün-

 

BEYNİN ARKADAN GÖRÜNÜŞÜ: 1 — Görme siniri; 2 — Yüz siniri; 3 — Be­yincik: 4 — Soğancık: 5 — İşitme, si­niri; 6 — Varolii köprüsü: 7 — Şakak lobu; 8 — Koklama soğancığı.

cü karıncık, arka beyinde de dördüncü ka­rıncık vardır. Bir delik yan karıncıkları üçün­cü karıncıkla birleştirir. Bazan beyinde ra­hatsızlık olup olmadığını anlamak için dok­torlar karıncıklara hava verirler.

Talamus. — Beynin dağıtma merkezidir. Burası sinirlerden gelen duyumları alır, cins­lerine göre, gidecekleri merkezlere gönderir. Talamusta bütün duyum merkezlerinden ge­len sinir telleri vardır.

Hipotalamus. — iç organların, dolaşım sisteminin birlikte çalışmasını sağlar. Bil­hassa heyecan hallerinde rolü büyüktür. Me­selâ tehlikeli bir durum karşısında kaldığı­mız zaman duruma göre bizi kaçmaya ve­ya çarpışmaya hazırlar. Bu hazırlık çeşitli şekillerde olur. Bu gibi durumlarda kasların daha fazla kan alması, nefes borularının da­ha fazla oksijen taşıyabilmek için genişle­mesi, gözbebeğinin en son haddine kadar açılması gerekir. Bunlar korku ve heyeca­nın en belirli tepkileridir. Bu küçük orga­nın bir başka görevi de acık p acıkmadığı­mızı, susayıp susamadığımızı, uykumuzun gelip gelmediğini tâyin etmektir.

Beynin en önemli parçalarından biri de «pitüit» yahut «hipofiz» bezidir (Bk. Bez),

Beyin Nasıl Çalışır

Beyin faaliyetinin incelenmesi elektrik sa­yesinde mümkün olmaktadır. Bugün beyin çalışmasının da elektriklenme vasıtasiyle ol­duğu anlaşılmış bulunuyor. Vücudumuzun herhangi bir yerine dokunulduğu zaman, bey­nin orayla ilgili noktasında aynı anda bir elektrik değişikliği olur. Bütün vücudumu­zun, hartası diyebileceğimiz bir şekli beyin kabuğunda bulunur.

Sinir tellerinden elektrik kuvvetinin geçe­bileceği ilk defa Italyan hekimlerinden Luigi Galvani tarafından kurbağalar üzerinde ya­pılan deneyler sayesinde keşfedilmiştir. Böy­lece, elektriğin sinirleri harekete geçiren mü­kemmel bir vasıta olduğu anlaşılmıştır. Ger­çekten, sinir sisteminde dolaşan işaretler de, esas bakımından elektriktir.

Bütün vücudumuzu dolaşan si.nir tellerini telefon hatlarına benzetecek olursak, beynin

muazzam bir telefon santralı olduğunu scy- liyebiliriz. Beyin bütün sinirlerimizi son de­rece girift, fakat düzenli bir sistem saye­sinde birbiriyle temasa geçirir. Beyinde bu işi yapan bir milyondan fazla kanal vardır Bunların arasında on binlerce birleşme nok tası bulunur.

Böylece, bu kadar karışık bir şebekede insan aklının almıyacağı kadar büyük bir haberleşme, emir alıp verme faaliyeti olur. Beyne gelen haberlerin cinsi bu haberi ta­şıyan sinirlerin cinsiyle ilgilidir. Meselâ, «duyu sinirleri» çeşitli duyma organlarından gelen haberieri taşır. Beyinden emir götü­ren sinirler de başkadır. Bunlara «motor sinirler» denir. Bir başka sinir çeşidi de iç organlarımızı kontrol eder. Bunlara da «otonomik sinirler» denir

Yapılan son denemeler beynin devamlı
olarak elektrik dalgaları yaydığını da orta­ya çıkarmıştır.. Beynin düzgün aralıklarla ya.- yınladığı dalgalar kafatasına tutturulan elektriotlar vasıtasiyle tesbit edilebiliyor. Be­yin dalgaları saniyede 10 defa titreşir. Bun­lar beynin gözle ilgili olan arka kesiminde daha belirlidir. Göz kapalı olduğu zaman dalgalar daha da düzenli bir hal alır. Be­yin dalgalarının ölçülmesine «electroence- phalography» (elektroensefalografi) denir.

Beyin dalgaları çeşitli insanlara, yapılan işe göre değişir. Beyin dinlenme halindey­ken alfa ışınları, çalışmaya başladığı zaman beta ışınları yayınlar. Bunların titreşimi sa­niyede 25 defadır. Aynı aileden olan insan­ların beyin dalgalarının birbirine benzediği görülmüştür Bazı beyin hastalıkları (epi­lepsi, beyin uru gibi) beyin dalgaların­da değişikliğe yol açar. Bu dalgaların

ölçülmeşiyle hastalığın teşhisi kolaylaşır.

Hayvanlarda Beyin

Hayvanlarda basitten gelişmişe doğru gi­dildikçe beynin de geliştiği görülür. Ayrıca, her hayvanın bünyesine göre hangi duyum organının hayatî önemi varsa, beynin o kıs­mı daha çok gelişmiştir. Meselâ sürüngen­lerde, ikiyaşayışlılarda beyin kabuğunun sa­dece kokuyla ilgili bölümü gelişmiştir; bun­dan dolayı, çok küçüktür. Buna karşılık, be­yincik büyümüştür. Kuşlarda beyin yarım­küreleri daha gelişmiş, başka duyum mer­kezleri de beyin kabuğunda yer alnrştır. Kuşlardan daha ileri hayvanlara doğru gidil­dikçe beyin yarımkürelerinin gittikçe geliş­tiği görülür.

Beynin Beslenmesi

Beynin, canlılığını devam ettirebilmesi için, oksijene büyük ihtiyacı vardır. Dinlen­me halindeyken bile beyin pek fazla oksijen kullanır. İnsan beyninin ağırlığı bütün vücut ağırlığının % 2’si kadar olduğu halde, bü­tün vücutta kullanılan oksijenin % 25’i bey­ne gider. Norma! olarak beynimize bir daki­kada giden oksijen miktarı 950 sm” kadar­dır.

Beynin çok kısa bir zaman için bile olsa oksijenden mahrum kalması insanın ken­dinden geçmseine, beynin büyük zararlara uğramasına yol açar. Bu bakımdan, beyin bir atardamar yerine dört ana atardamarla beş­lenir. Bu atardamarların bir tanesi bile tek başına beynin ihtiyacını karşılıyacak durum­dadır. -Aynı şekilde, toplardamarlar da ihti­yaçtan çok fazladır; bunların da bir kısmı zarar görse kalanlar beyindeki dolaşımı sağ­lamaya yeter.

Beynin Ağırlığı

İnsan beyni, vücut ağırlığına göre, diğer omurgalıların hepsinden daha ağırdır. Nor­mal yetişkin bir erkeğin beyni 1.350, kadının da 1.250 gr. kadardı1-. Hayvanlar arasında, şempanze maymunlarının beyni 370 gr., filin 4.500 gr., balinanın 9.000 gr. dır.

Doğuşta insan beyni diğer organlara göre çok büyüktür, vücut ağırlığının 12’de biri ka­dardır. 20 yaşlarına gelindiği zaman beynin ağırlığı vücut ağırlığının 50’de biri kadar olur. İnsanın beyninden 7 kat daha ağır olan balina beyni ise kendi vücudunun 40.000’de biri, kadardır. Memelilerin beyni genel ola­rak vücut ağırlıklarının 100’de biri, kuşların­ki 200’de, sürüngenlerin 300’de, balıklarınki de 5-6.000’de biridir.

İnsan beyninin bütün alanı 2.000 snr ka­dardır.

Uzun boylu insanların beyni kısalardan daha ağır olursa da boylarına göre kısaların beyni daha büyüktür. Şimdiye kadar rasla- rıan en ağır insan beyni XVII. yüzyıl İngiliz devlet adamı Oliver Cronv/ell’in beynidir (2.231 gr.) Fransız bilginlerinden Cuvier’nin beyni de 1.830 gr. ağırlığındaydı. Öte yan­dan, 81 yaşında ölen ünlü Fransız yazarı Ana- tole France’ın beyni 1.017 gr. dı. Yaş iler­lemesiyle beynin ağırlığından kaybettiği he- saplansa, beyin zarının ağırlığı da eklense bile büyük yazarın beyni 1.138 gr. olur ki

 

bu da çok küçük bir rakamdır. Bununla be­raber, genel olarak beynin büyüklüğü ile zeka arasında bir ilgi olduğu ileri sürülür. Bilhassa fikir adamları ile halk tabakasının beyinleri arasında yapılan ölçme bu sonucu desteklemektedir. Kadın beyninin erkek bey­ninden hafif olması ise doğrudan doğruya vücut yapısı ve ağırlığiyle ilgili görülüyor. Bu bakımdan, tam bir ölçme yapılınca kadın ve erkek beyinlerinin hemen hemen aynı ağırlıkta olduğu görülür.

Beyin Ameliyatı

İnsanlar beyin hastalıklariyle tarih öncesi zamanlardan beri ilgilenmişler, beyin ame­liyatları bile yapmışlardır. Tarih öncesindeki beyin ameliyatlarının, daha çok, başağrısını doğurduğu sanılan cinleri beyinden çıkarmak için yapıldığı sanılmaktadır. O çağlara ait kafataslarının incelenmesinde bazı ameliyat­ların başarılı olduğu, bu gibi kimselerin ameliyattan sonra daha uzun müddet yaşa­dığı tesbit edilmiştir. Kafatası keskin taş parçaları, taştan yapılmış kabasaba teste­relerle kesilip açılıyordu. Bu ameliyatların bilhassa inkalar, Avustralya yerlileri, Afrika Zencileri arasında çok yaygın olduğu bilini­yor.

Yazılı tarih çağında beyin ameliyatları da­ha çok yaraları, urları iyi etmek için ya­pılırdı. M. Ö. 3.500 yılına ait bir papirüste beyin ve kafatasındaki yaraların tedavisi hak­kında notlar görülmüştür. M, O. V-VI. yüz­yıllardaki eserlerde de kafatasını açma tek­niğinden bahsedilir. Kafatasını açmak için kullanılan ilk aletler XVI-XVII. yüzyıllarda geliştirilmiş, başarılı beyin ameliyatları ya­pılmıştır.

Bugün kafatası açmanın birçok yolları var­dır. Önemli, büyük beyin ameliyatları için kafatasında bir kapak açılır. Bunun için, ön­
ce açılacak kapağın büyüklüğüne göre kafata­sında birkaç tane delik delinir. Buralardan geçirilen tel testerelerle deliklerin arası ke­silir. Kafatasının .altında sert bir’tabaka var­dır. Bu, beyni koruyan sertzardır. Sertzar da kesilip açılınca beyin meydana çıkar. Beyin ameliyatı urların, bazı akıl hastalıklarının, yaraların iyi edilmesi için yapılır.

Beyin Hastalıkları

Çok nazik bir organımız olan beyindeki hastalıklar da o kadar önemlidir, vaktinde anlaşılıp iyi edilmezse ölüme yol açabilir­ler. Bu arada beyin zarının iltihabı olan me­nenjit en başta gelir (Bk. menenjit).

Diğer başlıca beyin hastalıkları şunlardır:

Beyin iltihapları. — Kızamık, çiçek, tifo, zatürree gibi hastalıklar sırasında mikrop­ların beyne yayılması, ayrıca baştaki bazı yaralar, göz, burun iltihaplarından dolayı be­yinde de iltihap olabilir. Buna «beyin ilti­habı» (encephalite) denir.

Beyin kanaması. — Daha çok 50-60 yaşla­rından sonra görülür. Birçok hastalıklar beyin kanamasına yol açtığı gibi, şiddetli heyecan, pek çok yemek, cinsî temas, ihtiyarlarda gripten ileri gelen ihtilâflar da beyin kana­masını hazırlayıcı sebepler arasındadır. Şid­detli kanamalarda hasta birden kendinden geçerek komaya girer.

Beyin trombozu ve ambolisi. — Beyin da­marlarının iç yüzlerini bozan hastalıklardan, kanser vs. gibi sebeplerden meydana gelen damar tıkanmasıdır. Kalbden veya başka bir yerden kana karışan bir kan pıhtısı, yağ veya havanın beyne gelerek tıkanmaya sebep ol­masına da «beyin ambolisi» denir. Bunlar da hastada felce yol açarlar.

Beyin urları. — Sonradan meydana gelen organik teşekküllerdir. Kafatasında büyüye­rek sinir dokusuna baskı yaparlar. Türlü se­
bepten olan urların çok çeşitleri vardır. Be- yin-omurilik sıvısının muayenesiyle, beyin,ka­rıncıklarına hava vermek suretiyle teşhis edilir. Çok zaman ameliyata başvurulur.

Hydrocephalie. — Beyinde fazlaca be- yin-omurilik suyunun birikmesinden ileri ge­lir. Genel olarak beyin suyunun akma yolu­nun şu veya bu sebeple tıkanmasından olur. Çoklukla küçük yaştaki çocuklarda görülür.

Akıl ve ruh hastalıklarının büyük bir kıs­mında beynin yapısında herhangi bir deği­şiklik görülmez. Bilhassa nevrozlarda beyin normalden farklı değildir. Ancak, bazı psi­kozlar beynin iyi çalışmamasından ileri gelir. Hafıza kaybı (amnesia), konuşulanı anlama­mak ve konuşamamak (aphasia) halleri doğ­rudan doğruya beyin zedelenmesiyle ilgilidir.

Son yıllarda bazı akıl hastalıklarının da beyin ameliyatiyle tedavi edilmesine çalışıl­maktadır (Bk. Hastalıklar).

Bu yazı 36 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Kategoriler
http://bilelimmi.com/bilelimmi-com-hakkinda/ http://bilelimmi.com/iletisim/