AY NEDİR?AY’IN ÖZELLİKLERİ NELERDİR?

Paylaş
 

AY NEDİR?AY’IN ÖZELLİKLERİ NELERDİR?

AY, Dünya’nın uydusudur. Dünya Güneş’in çevresinde nasıl dönerse o da Dünya’nın çev­resinde döner. Böylece aynı zamanda Gü­neş’in de çevresinde dönmüş olur. Dünya nasıl Güneş’in çevresinde dönerken ayrıca kendi çevresinde de dönüyorsa, Ay da, ay­rıca, kendi çevresinde de döner.

Ay, Güneş Sistemi içinde fazla önemli bir yer tutmaz. Bizim için başlıca önemi uzay­daki en yakın komşumuz olmasındadır, in­sanlar, Ay’ı başka hiçbir uzay cismini göre- miyecekleri şekilde yakından görebilirler, üzerindeki şekilleri, teleskop gibi âletler kul­lanmadan, gözleriyle bile inceliyebilirler.

Ay, Dünya’nın çevresindeki dönüşünü 29 gün, 12 saat, 44 dakika, 2.8 saniyede tamam­lar. Bu, Güneş’in durumuna göre olan ay öl­çüsüdür. Sabit bir yıldıza göre hesaplarsak o zaman bir ay 27 gün, 7 saat, 43 dakika, 11 saniye tutar. Bu aradaki fark Ay’ın da Dünya ile birlikte yılda bir defa güneşin çev­resini dolaşmasından ileri gelir (Bk. Aylar).

Ay’ın Dünya’dan daima aynı yüzü görünür. Bunun sebebi kendi çevresindeki dönüşünün ağır olmasıdır. Ay, kendi çevresindeki dönü­şünü de, Dünya çevresindeki dönüşünü de 27 gün kadar bir zamanda tamamlar. Bu ba­kımdan, daima aynı yüzü Dünya’ya karşı gelir.

Ay’ın Dünya’dan uzaklığı 384.395 kilomet­redir. Bu ortalama uzaklığıdır. Çünkü elip­tik bir yörünge üzerinde döndüğü için Dün­ya’dan 405.500 km. ye kadar uzakalşır, en çok yakaştığı zamanki uzaklığı ise 363.300 km. dir.

Ay kendisi ışık kaynağı değildir. Güneşin ışığı ile aydınlanır ve bu ışığı Dünya’ya yan­sıtır. Olü bir gök cismi olan Ay’ın atmosferi yoktur. Bu yüzden, dünyadan bakınca daima berrak görünür. Gene atmosfer olmaması Ay’dan, gündüz olduğu zamanlar da, yıldızla­rın görünmesini sağlar. Ay’da olsaydık, Gü­neş’in ve yıldızların kapkara bir gökyüzünde parladığını görürdük. Ay’da güneş gören yer­ler aydınlık, gölgede kalan yerler karanlık­tır. Çünkü atmosfer olmayışı ışığın yayılma­sını önler.

Ay’daki Dağlar

Ay’da da dünyamızdaki gibi birçok dağ­lar vardır. Ay’daki dağlar ya dağ zincirleri halinde, ya da tek tek bulunurlar. Dünya ile Ay’ı büyüklük bakımından kıyasI lyarak dü­şünecek olursak, Ay’ın yüzünün daha arızalı olduğunu söyliyebiliriz. Dünya’da nasıl deniz yüzeyi arazinin yüksekliği için birim kabul ediliyorsa, Ay’da da dağların çevrelerindeki ovalar birim sayılır.

Ay’ın en yüksek tepeleri Doerfel ve Leibniz dağ zincirlerindedir. Ay’ın Güney kutbuna yakın olan bu tepelerin yüksekliği 8.000 met-

reyi bulur, bazan da geçer. Ay’ın orta kesi­mini kaplıyan Apenninler ise daha alçaktır. Bu dağların en yüksek yeri Huygens Tepesi­dir (5.500 m.) Apenninler’den sonra en önemli dağ zincirleri Karpatlar ve Alpler’dir. (Ay’daki bu dağ adları onları inceleyen bil­ginler tarafından verilmiştir).

Dağlar Nasıl Ölçülüyor

Ay’daki arazi kabarıklarınım yüksekliği bunların gölgelerinden faydalanılarak ölçülür. Önce bir dağın gölgesinin dünyadan görünen uzunluğu ölçülür, sonra gölgenin bitiş yeri ile dağ arasında kalan açı bulunur. Böylece bir açısı ve bir kenarının uzunluğu bilinen’ bir üçgen elde edilmiş olur. Kullanılan mo­dern usuller sayesinde gölgelerin uzunluğu metre ile ölçülmüş gibi kesin olarak tesbit edilebilmektedir. Çünkü Dünya’nın Ay’dan uzaklığı bellidir. Bir dağın gölgesine bakış açı­sı da bilinince iki kenarının uzunluğu ve bir açısı bilinen bir üçgen meydana çıkar ki geri kalan kenar (dağın gölgesi) kolayca hesap­lanabilir.

Öte yandan, dağın kendisi de bize bir ip ucu verir. Yüksekliği ölçmek bahis konusu olduğu için dağın meydana getirdiği kenar da dik olarak kabul edilir. O zaman ikinci bir açıyı daha öğrenmiş oluruz; bu bir dik açıdır. Şimdi, meydana gelen dik üçgenin iki açısını ve bir kenarının uzunluğunu (gölge­nin uzunluğunu) bildiğimize göre, basit bir geometri hesabı ile, öteki iki kenarın uzun­luğunu ve, dolayısiyle, dağın yüksekliğini bul­muş oluruz.

Ay’daki Ovalar

Ay’da gözle bile görülebilen büyük düzlük­ler vardır. Eskilerin deniz sandığı ve deniz adları verdiği bu düzlüklerin, sonradan, uç­suz bucaksız ovalar olduğu anlaşılmıştır. Bu ovalar, üstlerindeki bazı kraterler, tepecikler ve çatlaklar hesaba katılmazsa, tamamen yek­nesak bir manzara gösterirler. Güneş ışık­ları yandan vurduğu zaman ovalardaki arazi şekilleri daha iyi belli olur.

Ay’daki ovaların en ilgi çekici özelliklerin­
den biri yarıklardır. Dünya’dan bakıldığı za­man tam karşıdan görüldükleri ve güneş ışık­ları bunların diplerine kadar inemecliği için bu çatlakların derinliğini kestirmek çok güç­tür. Ay’daki yarıklar arasında gözle görülmî- yecek kadar küçük olanlar bulunduğu gibi enleri 2-3 kilometreyi bulan muazzam yarık­lar da vardır. Bunların uzunlukları da çok fazladır. Bazı yarıkların uzunluğu yüzlerce kilometreyi bulur Yapılan incelemelere göre bunlardan bazılarının kenarları çok sarp, ba­zılarının da eğilimlidir. Genel olarak, bun­ların V şeklinde oldukları sanılmaktadır. Bu yarıklara dağlık bölgelerde, hattâ bazı kra­terlerde bile raslanmaktadır.

Ay’daki ovaların en önemlileri şunlardır; Fırtınalar Denizi (Mare Procellarum), Soğuk Deniz (Mare Frigoris), Sükûnet Denizi (Mare Trankiiitatis), Yağmurlar Denizi (Mare lm- brium).

Kraterler ve Tepeler

Ayyüzünün en ilgi çekici özelliklerinden biri kraterlerdir. Bunlar, dağlık bölgeler ol­sun, ovalar olsun, Ay’ın bütün yüzüne yayıl­mış durumdadır. Genişlikleri de çok deği­şiktir. Bir daire biçiminde olan bu kraterle­rin en büyüklerinin çapları 150-200 km. yi bulur. Bunlar ilk bakışta dünyadaki yanar­dağ kraterlerine benzer ve menşelerinin aynı olması mümkündür. Ancak, bu kraterlerin teşekkülü hakkında çeşitli teoriler vardır. Bilhassa bazılarını çevreliyen tepelerin çok yüksek oluşu ilk bakışta gerçek bir krater olmaları ihtimalini uzaklaştırmaktadır. Ba­zılarının kenarındaki setin genel seviyeden yüksekliği 6.000 metreyi bulur. Kraterlerin tabanı dış seviyeden yüksek veya alçak ola­bilir. Genel olarak kraterlerin içinde bir orta tepe veya tepeler bulunmaktadır.

Kraterlerin olumu hakkındaki bir başka teori de bunların Ay’ın soğuması sırasında meydana geldiğidir. Ay soğurken katılaşan kabuk içinde kalan gazlar kabuğu kabartmış, sonra gazların uçması üzerine bu kabaran kısmın ortası çökerek krateri meydana ge­tirmiştir. Bunların Ay’a düşen göktaşlarından
meydana geldiğini ileri sürenler de vardır.

Aydaki her çeşit krater sayısı 30.000 ka­dar hesaplanıyor. Bunlardan en önemlisi olan Clavius Krateri’nin çapı 200 km. yi geçer. Diğer önemli kraterler Platon, Copernicus, Ptolemaios’tur. Bunlardan Clavius Krateri Ay’ın Güney Kutbuna çok yakındır.

Ayyüzünün bir başka özelliği de lekelerdir. Bir merkezden etrafa yayılan ışınlara benzi- yen bu beyaz lekelerin uzunluğu yüzlerce ki­lometreyi bulur. Bunların ne olduğu henüz kesin olarak bilinmiyor.

Ay Nasıl Doğdu

Yirminci yüzyılın başına kadar Ay’ın, dö­nen büyük bir bulutsunun (nebulanın) mey­dana getirdiği gezeğenlerden biri olduğu ka­bul ediliyordu. Bu, 1800 yıllarından Güneş Sistemi’nin menşei hakkında ortaya atılan ve o zaman çok tutulan nebula teorisinden çık­mıştı.

1900 yılında, Chicago Üniversitesinin iki bilgini gezeğenlerin oluşu hakkında başka bir teori ortaya attı. Onlara göre, daha geze­ğenler yokken Güneş’in yanından geçen bir yıldızın çekimi Güneş’ten birçok küçük par­çaların kopmasına sebep olmuş, sonradan bu parçalar kendi çekim etkileriyle birleşerek gezeğenleri ve uydularını meydana getirmiş­lerdir. Bugün bu teori de ancak birkaç as­tronom tarafından kabul edilmektedir.

Büyük Ingiliz bilgini Darvvin’in oğlu G. H. Darvvin de başka bir teori ortaya atmıştır. Ona göre, Dünya yeni teşekkül ettiği sırada sıvı haldeyken yavaş yavaş bir armut biçi­mine girmiş, daha sonra sivri kısım Dünya’ dan ayrılmıştır. Şüphesiz önceleri bu iki kı­sım birbirine çok yakın bulunuyordu. Zaman­la ufak parça Dünya’dan uzaklaştı. Bugün de Ay Dünya’dan gittikçe uzaklaşmaktadır. Bu uzaklaşma yılda iki santimetre kadardır.

Ay’ın ortaya çıkışı hakkındaki teoriler üstünde bilginler kesin olarak anlaşmış de­ğillerdir. Bu teoriler kısaca şunlardır:

1 ) Ay ağır ağır Dünya’dan ayrılmıştır.

  • Büyük bir hızla Dünya’dan kopmuştur.
  • Bir çarpışma sonunda veya çarpma ol­madan Dünya’nın çekimine kapılmıştır.
  • Dünya ile birlikte güneşten kopmuş bir parçadır.

Ay’ın Özellikleri

Çok zaman gökyüzünde gümüş bir tabak gibi görünen Ay kayalık dağlarla kaplı bir küreden ibarettir. Bu kürenin.çapı 3.476 km. dir. Eğer Ay’ı tartmak mümkün olsa ağırlığının 31.000.000.000.000.000.000 (seksen bir kentilyon) ton olduğu görülür. Bu bizim ölçülerimize göre çok büyük bir rakamdır ama, astronomlara göre Ay, uzayda çok önem­siz büyüklükte bir cisimdir. Dünya’nın çapı aydan dört kat daha büyüktür. Ağırlığı da hemen hemen 82 kat daha fazladır.

Ay küçük olduğu için çekimi de azdır. Ay’ın çekimi Dünya’nınkinin altıda biri ka­dardır. Bunun için yeryüzünde 60 kilo ge­len bir insan Ay’da ancak 10 kilo gelir. Dün­yada 300 kiloluk ağırlığı kaldırabilen bir hal­terci orada 1.800 kiloluk bir ağırlığı rahatça kaldırabilir. Büyük şampiyonların kırdığı uzun ve yüksek atlama rekorlarını Ay’da yedi yaşında bir çocuk bile kırabilir. Büyük bir topun fırlattığı bir mermi ise ayın çevresini bir defa dalaşabilir. Bu çekim azlığından dolayı düşme olayı da Ay’da çok yavaş olur.

Ay’ın çekimi az olduğu halde gene de yer­yüzünde etkisi görülür. Okyanuslardaki gel­gitler bu çekim yüzündendir (Bk. Gelgit).

Ay’da atmosfer olmamasının bir sebebi de çekiminin azlığıdır. Dünya atmosferindeki molekül ve atomlar devamlı hareket halin­dedir. Yerçekimi, durmadan sıçrıyan ve hız­ları saniyede iki kilometreye yaklaşan zer­reciklerin uzaya kaçmasını önler. Ay’ın çe­kimi çok az olduğundan atmosferi çevresin­de tutamaz. Eğer mümkün olsa da Ay’a bir atmosfer sağlansa, çok geçmeden bu atmos­feri meydana getiren atomlar ve moleküller bir daha gelmemek üzere uzaya dağılır, kay­bolur gider.

Dünya’nın atmosferi sıcaklığı- ayarlıyan bir örtü vazifesi görür. Ay’da atmosfer olma­dığı için sıcaklığı da Dünya’mnkinden çok farklıdır. Geceleri sıcaklık — 120° ye kadar düşer. Gündüzleri de sıcaklık 100° ye kadar yükselir Bu durum orada insanın yaşamasına asla imkân vermez.

Ay’ın kendi çevresinde dönmesinin yavaşlı­ğı yüzünden gece ve gündüzleri de değişiktir. Ay’da, Dünya’nın çevresindeki dönmesi sıra­sında bir defa gece, bir defa da gündüz olur. Böylece Ay’ın gecesi de, gündüzü de ikişer hafta kadar sürer.

Ayıtı Safhaları

Dünya’nın gölgesinin düşmesiyle meydana gelen ay tutulmalarını hesaba katmazsak, Ay’ın yarısı daima güneş ışıklarım alır. Ay’ı bütün olarak ancak Dünyaya dönük olan yü­zü güneşin ışıklarına karşı geldiği zaman gö­rebiliriz. Bunun dışında, aydınlanan kısmın ancak bir parçası görünür. Ay’ın aydınlık yü­zü tamamiyle güneşe karşı gelince de dün­yadan hiç görünmez.

Ay’ın bu şekildeki çeşitli görünüşlerine «ayın safhaları» denir. Bu safhalar şunlar­dır:

1 — Yeniay, 2 — Birinci dördün; 3 — Dolunay; 4 — İkinci dördün.

Ay Üzerindeki Çalışmalar

İnsanlar çok eski zamanlardan beri Ay’la ilgilenegelmişlerdir. Bu ilgi hem Ay’ın gece­leri aydınlık vermesinden, hem de hareket­lerinden ileri geliyordu. Bu bakımdan Ay üzerindeki incelemeler başka alanlardaki bi­limlerle kıyaslanamıyacak kadar ileri gitti.

  1. O. II. yüzyılda Eski Yunanlı bilginler-
    püskürmesi; C — Orta kısımların

den Hipparkhus Ay’ın Dünya çevresinde daire biçiminde bîr yörünge üzerinde döndüğünü tesbit etmişti. İlk ay tutulmalarını inceliyen de odur. Daha sonra, II. yüzyılda, Eski Yu­nanlı bilgin Ptolemaios, XVI. yüzyılda da Da­nimarkalI astronom Tycho Brahe bu alanda çalıştılar.

XVII. yüzyılın ünlü İngiliz bilgini Newto- n’un yerçekimi teorisi Ay’ın hareketiyle yeryü­züne düşen cisimlerin hareketlerinin kıyas­lanması esası üzerine kurulmuştu. Daha son­ra XVIII. yüzyıl Fransız astronomlarından Clairaut ve Laplace da Ay üzerinde çalıştılar.

Clairaut Nev/ton’un teorisini genişletti. Bu arada Laplace’ın çalışmaları ise yeni bir çı­ğır açtı

Bundan sonra Ay üzerinde incelemeler git­tikçe ilerledi. XIX. yüzyılda DanimarkalI as­tronom P. A. Hansen Ay’ın hareketi ve yö­rüngesi üzerinde önemli çalışmalarda bulun­du. XX. yüzyıl ise daha etraflı çalışmalara sahne oldu. Daha önceki, incelemelerde bu­lunan bazı yanlışlar düzeltildi. Zaten rasat tekniğinin gelişmesi ve büyük teleskopların yapılması da Ay’ı daha yakından incelemeye imkân vermişti.

AY VE GÜNEŞ TUTULMASI

Ay’ın Dünya çevresindeki hareketinin se­bep olduğu birer tabiî olaydır. Dünya ile Gü­neş arasına düz bir çizgi çekildiğini farzede- lim. Eğer Ay, Dünya çevresindeki her dönü­şünde bu çizginin üzerinden geçse her ay bir güneş, bir de ay tutulması olur, bunların biri dünyanın bir yüzünden, öteki de öbür yüzünden görünürdü. Halbuki Ay’ın yörün­gesi Dünya’nın Güneş çevresindeki yörünge­sine göre biraz eğik olduğundan ay ve gü­neş tutulmaları sık sık olmaz. Genel olarak yılda dört güneş, iki de ay tutulması olur, veya iki güneş tutulması olur, hiç ay tutul­ması olmaz.

Ay ve güneş tutulmaları çok defa «eksik» olur. Dünyanın belirli bir noktasında ancak 300 yılda bir defa tam güneş tutulması gö­rülür.

Ay tutulması. — Dünya devamlı surette Güneş’e karşı olduğu için uzaya doğru dün­yadan bir gölge konisi uzanır. Ay’ın yörün­gesi bu gölge konisine rasladığt zaman dün­yadan kısmen veya tamamen görünmez olur, yani, Dünya, Güneş’le Ay arasında bulunduğu için, Ay’a gölgesi düşer, bu gölge onun bir kısmını veya tamamını kaplar. Eğer Ay’ın tamamı gölge içinde kalırsa «tam tutulma», bîr kısmı gölgede kalırsa «eksik (kısmi) tutulma» denir. Bir ay tutulması için ayın mut­laka dolunay halinde olması lâzımdır.

Güneş tutulması. — Ay’ın yörüngesi Dün­ya ile Güneş arasından geçerse o zaman Ay’ın gölgesi Dünya’nın üzerine düşer Böylece, Dün- ya’ntn gölgede kalan yerlerinde güneş gö­rülmez olur. Buna da «güneş tutulması» de­nir, Güneş tutulması da «tam», «eksik» ve «halkalı» olarak üç çeşittir.

Bu yazı 39 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

Kategoriler