• DOLAR
    6,8607
  • EURO
    7,8014
  • ALTIN
    398,95
  • BIST
    1,1345
AT NEDİR?ÖZELLİKLERİ NELERDİR?

AT NEDİR?ÖZELLİKLERİ NELERDİR?

AT NEDİR?ÖZELLİKLERİ NELERDİR?

AT, toynaklıların tekparmaklı alttakımından binme, yük çekme veya taşıma gibi iş­lerde kullanılan bir hayvandır. Damızlık ola­rak kullanılan erkeğine «aygır», dişisine «kısrak», yavrularının yeni doğmuşuna «kulun», büyümüşüne de «tay» denir.

Yeryüzünde, Kutuplar ve Afrika’nın sık ormanları hariç, hemen her yerde at yeti­şir. O bölgede «çeçe» denilen ve uyku has­talığına sebep olan bir cins sinek atların ya­şamalarına engel olur. Bugün yeryüzündeki at sayısı genel olarak 1 milyonun üzerindedir. Her ne kadar mo­dern ordu teşkilâtlarında atın yerini motorlu birlikler almışsa da, at, günlük hayatta ge­rek binek ve spor, gerek taşım hayvanı ola­rak gene çok büyük bir yer kaplar.

At Irkları

Atın ilk cinsleri Orta Asya iklim ve şart­larına gayet iyi uyan Prezewaiski atı ile Tar­pan atıydı. Prezewaski atı bugün hâlâ Moğollar arasında yetiştirilir. Eldeki kaynaklar­dan atın ilk defa Orta Asya’da M. Ö. 3000 yıllarında evcilleştirildiği anlaşılmaktadır. Fakat bazı kaynaklar M. O. 3000 yıllarından daha önce de On Asya’da evcil atların bulunduğunu belirtmektedir. Yalnız, atın On Asya’ya gene Orta Asya’dan göçlerle gelmiş olduğu anlaşılmaktadır. İnsanlar çeşitli ta­biat şartları altında yetişen değişik at ırkla­rından kendilerine uygun gelenini ıslah et­mek amaciyle yüzyıllardan beri suni yetiş­tirme yolu ile yeni yeni at ırkları meydana getirmişlerdir. Genel olarak atlar Sıcak Kanlı (Doğu atları) ve Soğuk Kanlı (Batı atları) diye iki büyük bölüme ayrılır.

Sıcak Kanlı Atlar

Genel olarak binek için elverişli, canlı, asabî yaradılışlı hayvan­lardır. Kemikleri ince, gövdeleri narindir, yük- sektikleri uzunluklarına eşittir. Bu çeşit atlar Suriye, Arabistan, Türkiye, Iran, Türkistan’da ve Kuzey Afrika memleketlerinde yetişir. Baş­lıca türleri şunlardır:

Arap atı.

—Doğu atlarının en önemlisidir. Orta Asya ve Anadolu’dan Arabistan’a geç­miş Türk atlarından üremiştir. Anavatanı Suriye ve Arabistan olmasına rağmen, uygun iklim şartları altında başka yerlerde de ye­tiştirilebilir. İyi bir Arap atında vücut yapı­lışındaki tenasüp hemen göze çarpar. Baş küçük, bakışlar hareketli ve canlı, boyun yüksek, kulaklar sivri ve ufaktır. Sırt ve bel kısa, sağlam, sağrı uzun, kuyruk tutuşu yüksektir. Genel olarak vücut çizgileri yu­varlaktır. Derisi ince, tüyleri, yelesi yumu­şak ve parlaktır. Cidagu (sırtın en yüksek noktası) yükseklikleri ortalama olarak 130- 150 sm. arasında değişir. Çok dayanıklı bir hayvan olan Arap atı 24-48 saat su içmeden yol gidebilir. Arabistan’da bugün Arap atları tip bakımından büyük bir karışıklığa uğra­mıştır. Birçok soyları vardır. Bunların en tanınmışları Seklâvi-i Cedran, Umm-i Urkûb, Essüveymetüs sabbah, Küheylet-ül âcuz, Ubey- yet üş-şerrak soylarıdır. Memleketimizde Çif­teler, Sultansuyu, Çukurova, Karacabey hara­ları ile hususi haralarda, yarışlar ve at nes­lini ıslah için, geniş çapta safkan Arap atı yetiştirilmektedir.

İngiliz atı.

—Suni olarak binek ve koşu için yetiştirilmiş bir at ırkıdır. XVII. yüzyıl­da meydana gelmişse de tipik şeklini XVIII. yüzyılda almıştır. İngiliz atında baş kuru ve asil, gözler büyük ve canlı, sırt ve bel kısa, geniş, bacaklar kuru ve kuvvetlidir. Cidagunun yerden yüksekliği 165-170 sın. arasında­dır. Duruşu, yürümesi, koşuşu ve her şeyiyle koşmak için yaratıldığını belli eder. Şimdi­ye kadar denenen atlar arasında hız ve at­lama bakımından en iyi verim Ingiliz atların­dan alınmıştır. Dünyanın her yerinde at ya­rışları Ingiliz atlan arasında düzenlenir. Ay­nı zamanda İngiliz atları, birçok memleket­lerde öteki at ırklarını ıslah etmede kulla­nılır. Memleketimizde at yarışlarında koştu­rulmak üzere haralarda iyi cins safkan İn­giliz atı yetiştirilmektedir.

2 — Soğuk Kanlı Atlar:

Genel olarak iri ve kalın gövdeli ağır hayvanlardır. Çoklukla tarımda, yük çekmek gibi ağır işlerde kul­lanılır. Belçika’da Flaman, Brabant, Ardenne gibi tipleri, Fransa’da Percheron, Boulonnais ve Bretagne, İngiltere’de Shire, Clydestale ve Suffolk gibi soyları en tanınmışlarıdır. Her memleket kendi atlarını ıslah ederek ihti­yaçlarına en elverişli cinsleri elde etmeye çalışmaktadır.

Yarımkanlı At Irkları

Çeşitli cins atların aralarında çiftleştiril- melerinden elde edilmiş yarım kan at ırkları da vardır. Asil binek atından ağır araba at­larına kadar birçok çeşitleri bulunur. En önemlileri Almanya’da Doğu Prusya, Hanno­ver, Holstein, Oldenburg ve Doğu Frisya, In­giltere’de Hackney, Clevend Brown ve Yorkshire atlarıdır. Bir zamanlar İngilizler’in Norfolk, Holândalılar’ın Harttraber tırısçı ırkları yerine şimdi Amerika’da tırıs yarışla­rı için Amerikan tırısçısı adı verilen bir ırk, Rusların tırısçı Orlov ırkı geçmiştir.

Türkiye’de At Irkları

Cumhuriyet devrinde Türkiye’de at yetiş­tiriciliğine büyük önem verilmiş, yurttaki at sayısı kısa bir zamanda % 65 artmıştır. Bu­gün memleketimizde 1.250.000 den fazla at vardır. Fakat bu, komşularımızla ölçülünce oldukça az kalır.

Türkiye, tarihinin ve coğrafya durumu­nun sonucu olarak, Anadolu’dan gelip geçen veya oraya yerleşen toplulukların atlarının karıştığı bir yerdir. Yalnız, çok karışmış Anadolu atları arasından, özellikleriyle ken­dini belli eden bir yerli ırk vardır. Bu ırk­tan elan atların ortalama yüksekliği 1,34 m. kadardır. 3 ü yerli tipten başka Çukuro­va ve Arap etkisinde kalmış atlarla, Uzun- yayla (Sivas’ın güneyi) tipleri, Kars’ta Malakan, Samsun ve Çarşamba’da Canik, Urfa civarında Arap, bazı yerlerde de Midilli gibi tipler göze çarpar. Uzunyayla’daki atlar 1873- 74 yıllarında Kafkasya’dan gelen göçmenlerin beraberlerinde getirdikleri Çerkez atlarının etkisi altında kalmışlardır.

Atın Anatomisi

Atın iskeleti 140 tek, 57 de çift kemikten meydana gelmiştir. Bacak kemiklerinin ek­lem yerleri kendine mahsus bir özellik ta­şır. Çoklukla atlar, geceleri, bacak eklemle­rini kilitliyerek, ayakta uyurlar. Ancak genç olanlar yatarlar. Atın uykusu çok hafiftir. On dakika uyur, on dakika uyanık kalır. Atın köprücük kemiği yoktur. Atın ayak­larında sadece üçüncü parmağı vardır. Öte­ki parmaklar, atın tarih boyunca geçirdiği değişikliklerde dumura uğramış, buna karşı­lık üçüncü parmak kalınlaşmış, kuvvetlen­miş ve koşmaya yarıyacak bir biçim almış­tır. Bu parmağın ucunda, «toynak» adı verilen, parmağı çepeçevre saran tırnak bu­lunur. Bu tırnağa aşınmaması için, nal çakılır. Dumura uğrıyan parmaklardan birinin tırnağının izine bacağın iç tarafında raslanır. Adına «kestanecik» denen esmer renkli ka­buk bu kaybolan parmaklardan birinin tır­nağının izidir Atın vücut yapımında 123 kas vardır. Bunlardan 52’si gövde, 23’ü ön taraf, 33’ü art taraf, 20’si de baş kaslarıdır. Kaslar gli­kojen bakımından çok zengindir.

Atın sindirim sistemi esas olarak insanınkine benzerse de, bazı ayrılıklar gösterir. Bilhassa kısrakların köpekdişleri yoktur.3 ü boşluktan gem, kantarma gibi atı idare etmeye yarıyan başlığın madensel parçaları geçirilir. Atın küçükdili yoktur. Midesi vücu duna göre çok ufaktır. Yemek borusunun mideye açıldığı yerdeki kaslar atın kusma­sının önüne geçer. Kusan atlar çoklukla iyi olmaz, bir müddet sonra ölür. Atın safra kesesi yoktur. Akciğerleri insanınkilerden daha açık renktir. Sağ akciğeri 4, sol akci­ğeri 3 lopludur. Atın beyni insanınkinden sonra en girin­tili çıkıntılı olanıdır. Atın duyu organları için­de en gelişmişi gözleridir. Uç gözkapağı var­dır. Gözü oynatan kaslardan başka bir de gözü geri çekmeye yarıyan bir kas vardır. Atın işitme organı da iyi gelişmiştir. Dış ku­lak bir külah şeklindedir, kuvvetli kasların yardımiyle, sesin geldiği yöne dönebilir. Do­kunma duyusunun organı olan deri, muhtelif at cinslerine ve vücudun yerine göre, deği­şik kalınlıktadır. Üzerinde koruyucu tüyler vardır. Atın‘rengini veren bu tüylerin hep­sine birden «atın donu» denir. At, üzerine konan sinekleri kovmak için derisini kıpır­datır. Alnına dökülen saçlarına perçem, en- sesindekilere yele denir.

At Bakımı ve Yetiştirilmesi

.At itinalı bakım istiyen nazik bir hayvan­dır. Bu bakımdan, iyi yetiştirilmesi at bakı­mı denen bir bilgiye ihtiyaç gösterir. Atlar, genel olarak, üçüncü yaşlarının sonunda er­ginleşirler. Bazı sıcak kanlı ırklarda bu da­ha erken de kendini belli eder. Kısraklar ge­nel olarak üç yaşında aygıra gösterilirler. Er­kekler üç yaşından yirmi, yirmi beş yaşına kadar aygırlık yapabilirler. Damızlıklarda bu süre daha kısadır. Ortalama yaşı 20-25 yıl olan atın ömrü kötü bakım, ağır iş vs. gib> sebeplerle daha da kısalır. Fakat 30 yıldan fazla, hattâ 50 yıl kadar yaşıyan atlara da raslanmıştır.

Kısraklarda zaman zaman beliren çiftleş­me isteğine «kızgınlık» denir. Gebelik 11 ay sürer. Gebeliğin ilk aylarında kısrak normal işine devaıtı edebilirse de, bu süre ilerledik­çe işi azaltmak gerekir. Fakat araba çeker­ken koşum takımları arasında doğurmuş kıs­raklar da çoktur. Kısrağın doğurması 10-15 dakika kadar sürer. Ekseri bir yavru dünya­ya getirir. İkiz doğurursa, çok kere yavru­lardan biri veya ikisi birden ölür. Bu ba­kımdan kısrağın ikiz doğurması arzu edil­mez. Doğan yavru ananın yalamasına bırakı­lır. Bir iki saat sonra yavru ayağa kalkıp, anasının memesini bulmaya çalışır. Böylece, yavru altı ay kadar anasının yanında bırakı­lır. Bu sürenin sonunda tay sütten kestiri­lir, anasının yanından alınır. Bunu yavaş yavaş yapmak ve tayı başka taylarla bir ye­re koymak lâzımdır. Artık tayı göreceği işe göre yavaş yavaş başlık geçirmeye, eyer vur­maya, nal çakmaya alıştırmak gerekir. Tır­nak bakımı birinci veya ikinci ayın sonların­da başlamalıdır.

Genel olarak at ancak üçüncü yaşında koşulmalı, üzerine bini melidir. İlk yıllarda ağır iş vermemek, attan ileride alınacak verime tesir etmesi bakımından çok önemlidir. Fa­kat binek atı veya yarış atı olarak kullanı­lacak atlar, daha erken geliştikleri için, ikin­ci yaşlarından itibaren idmana konulabilir. Saf kan Arap atları üç yaşında, saf kan In­giliz atları iki yaşında kendi akranları ara­sında düz yarışlara katılabilirler. Bu bakım­dan onların idmanları daha erken başlıya- bilir.

At Hastalıkları

Alın yakalanabileceği hastalıkların büyük bir kısmı mikroplu hastalıklardır, bir kısmı da kötü bakımdan, besin bozukluğundan, ağır işten ileri gelir. Mikroplu hastalıkları ara­sında ruam (sakağı veya mankafa) hastalığı en fazla tahribat yapan ve bulaşıcı olanıdır. Attan başka eşeğe, katıra, hattâ insana büe bulaşır ve öldürür. Bilhassa Asya memleket­lerinde çok yaygındır. Memleketimizde yapı­lan devamlı çalışmalarla bu hastalığın birçok yerlerde önüne geçilmiştir. At frengisi çift­leşme esnasında hastalardan sağlamlara ga- çer, yetiştiricilikte büyük kayıplara yol açar. Ayrıca, mide kurdu, at solucanı, şerit ve deri altında yaşıyan uyuz böcekleri at hastalıkla­rının büyük bir kısmını meydana getirir.

Bulaşıcı hastalıklardan biri de at vebası­dır. Çok tahribat yapar. Gece sinekleri ve keneleri vasıtasıyle bulaşır. Ayrıca atların iç hastalıkları arasında soluğan (kornaj) adı verilen soluma hırıltısı vardır. Bu hastalık çok zorlanan atlarda görülür. Lekeli tifo da atların en önemli iç hastalıklarından biridir. Ayrıca, kalınbarsakları yer yer genişleme ve daralma gösterdiğinden atlarda sık sık sancılanmalar görülür.

AT YARIŞLARI

At neslini ıslah etmek, at yetiştiriciliğini teşvik etmek amacını güden bir yarıştır. Çok eski zamanlardan beri yapılagelimiştir, tarihi Eski Yunanistan’daki Olimpiyat Oyunları’na kadar varır. O zamandan beri gelişerek dün­yanın her tarafına yayılmıştır.

Önceleri atlar arabalara koşulu olduğu halde yarıştırılırdı. Romalılar at yarışlarını Yunanlılardan görüp öğrendiler. Roma cam­bazhanelerinde tertiplenen yarışlarda bini­ciler esirlerden seçilirdi. Ata çıplak binen binici yarış sırasında bir attan ötekine at­lamak gibi hareketler ve marifetler yapardı. Roma cokeyleri, şimdi de olduğu gibi, uzak­tan kolay seçilebilmeleri için parlak renkli kumaşlardan elbise giyerlerdi. Yarışlarda ha­kemler de bulunurdu.

Zamanla asilzade Romalılar da bu işe he­veslenip yarışlarda ata binmeye başladılar. Kazananlara büyük mükâfatlar verilir, atların heykellleri dikilir, öldükleri zaman da me­zarları yapılırdı, üzerinde 120 kadar at adı yazılı bir mermer parçası bunu göstermek­tedir. Yarışa başlıyacak atların aynı hizada bulunmalarını sağlamak için önlerine ip çe­kilir, koşunun dürüst bir şekilde yapılma­sını sağlamak için de görevli kimseler bu­lundurulurdu. Bu yarışlardaki atlar üzeri­ne bahse de girilirdi.

İmparator Neron zamanında (I. yüzyıl) bi­rikişiz atlar koşturulurdu. Bu atların yan ta­raflarına uçlarında çiviler bulunan tahtalar asarlardı. Yarış sırasında bu tahtalar a:a batar, hayvanın daha hızlı koşmasını sağlardı.

At yarışları Araplar arasında da çok rağ­bet görmüştü. Hz. Muhammed de atım koşuya sokmuş, kazanan biniciye mükâfatlar vermiştir. Araplarda yarışın dürüst bir şekilde yapılmasına çalışılır, koşudan önce atların önüne ip çekilir­di. Araplar at yetiştirmek, at terbiye etmek, ata bin­mek konusunda birçok değerli eserler vermişler, bu alanda çok ilerlemiş­lerdi.

At yarışları bugünkü şekliyle İngiltere’de Kıral II. Henry zamanında baş­ladı. Londra at pazarla­rında yarışlar tertip edili­yordu. Kıral I. James za­manında da at yarışları ıslah edildi. Saf kan Ingi­liz atlarının bugünkü ve­rimli halini almasında 400 yıldan beri sistemli bir şekilde yapılan yarışlar.n etkisi büyük olmuştur. Bugün hız ve biniş bakı­mından koşular için en elverişli at cinsi olan saf kan İngiliz atları XVII. yüzyıl sonlarında İngilte­re’ye Doğu’dan getirilen Godolphin Barb, Darley Arabian ve Byerly Turc adlı üç aygırın, Arap, Türk ve Kuzey Afrika cinsi 36 damızlık kısrakla birleşirilmesinden doğan yav­rularla elde edilmiştir.

Bunlardan birincisi Herod, İkincisi Edipse, üçüncüsü de Matcheme familyalarını meyda­na getirmişlerdir. Bugün yarışlara kabul edi­len atlardan hepsinin «pedigree» (şecere) denilen, ana – baba tarafından soyunu bildi­ren bir vesikası bulunması şarttır. Bu vesi­kalar «Jockey Club» denilen kurumlarca tesbit edilir.

At Yarışlarının Çeşitleri

Bugün Batı memleketlerinde yapılan at yarışlarının başlıca, düz koşular, engelli ko­şular, tırıs koşuları, araba koşuları gibi çe­şitleri vardır.

1    — Düz koşular: Genel olarak 800-4000 m. uzunluğundadır. Dörtnal ile koşulur. Ya­rışlara bu çeşit biniciliği kendilerine meslek edinmiş kimseler, yani cokeyler girerler. At­ların bu koşularda taşıyacakları ağırlık (co­key ve eyer) atın cinsiyetine, yaşına, koşu­nun uzunluğuna ve mevsime göre önceden tesbit edilmiştir.

Bir yarışa katılan atlar özellikleri bakımın­dan eşit değillerse bu eşitliği sağlamak için ayrıca ağırlık eklenir. Bu gibi yarışiara «han­dikaptı yarışlar» denilir. Bu koşularda atın taşıyacağı ağırlık sadece son koşulardaki durumuna göre verilir. Bu da ortalama olarak 45-80 kg. arasında değişir. Bu bakımdan, cokeyler, her istenilen koşuda ata binebi!- meleri için kısa boylu, ufak tefek, zayıf kim­seler arasından yetişir.

Yeryüzünde en ünlü düz koşu Ingiltere’de Londra’nın Epsom hipodromunda her yıl ha­ziran ayında koşulan 3 yaşındaki İngiliz tay­larına mahsus Derby Koşusu’dur. İlk de­fa 1780 yılında koşulan ve Diomed tarafın­dan kazanılan bu koşunun mesafesi 2.400 metre kadardır. Atlar bu mesafeyi çok kere 2.30 dakika civarında bitirirler. Hemen her memlekette bu koşunun yerini tutan bir ko­şu tertiplenir. Bizdeki «Gazi Koşusu» İngi­liz Derby’si değerinde bir koşudur.

2    — Engelli koşular: Genel olarak muka­vemet koşularıdır. Pist üzerinde çit, par­maklık, sulu hendekler gibi çeşitli yüksek­lik ve genişlikte engeller bulunur. Atlar bu engelleri atiıyamadıkları takdirde içinden de geçebilirler. En meşhur engelli yarışların başında İngiltere’nin Liverpool’daki Aintree hipodromunda koşulan Grand National ya­rışı gelir. 7200 m. mesafeli olan bu koşu genel olarak 9 dakika gibi bir müddet için­de koşulur.

3    — Tırıs Koşuları: Bu koşuya giren at­lar yarışı tırıs olarak koşarlar. Dörtnala kal­kan atlar koşuya katılmış sayılmaz.

4    — Araba yarışları: Cokeyler «Sulky» adı verilen lâstik kaplı çift tekerlekli hafif arabalara binerler. Bu çeşit yarışlar da tırıs olarak koşulur.

Sosyal Medyada Paylaşın:
Önceki Yazı
Sonraki Yazı

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YORUM