Anadolu’da Toplanan İlk Kongreler

Paylaş
 

Anadolu’da Toplanan İlk Kongreler

Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde bir yandan direniş amaçlı cemiyetler ku­rulurken, bir yandan da bu cemiyetleri aşan, bölgelerin ya da tüm ülkenin ge­leceğine dair kararlar üretmeye çalışan kongreler düzenleniyordu. Nitekim bu kongrelerin öncülük edeceği, ilerleyen zamanda gerçekleşecek olan iki büyük kongre, Erzurum ve Sivas Kongreleri, milletin kaderini değiştirecek kararlara sahne olacaktı.

Doğuda ülkenin parçalanmasına çözüm aramak yolunda atılan adımların ilki Mondros Mütarekesi öncesine dayanı­yordu. Osmanlı ordusu “elviye-i selase” (üç sancak) adı verilen Kars. Ardahan ve Batum’u terk ederken, Kars’ta Er­menilere. Acara, Ahıska ve Ardahan’da ise Gürcülere karşı bazı sivil örgütlen­melere gidilmişti. Mütarekeden bir gün önce toplanan Ahıska Hükümet-i Muvakkatası (Ahıska Geçici Hükümeti), 3 Kasım’da kurulan İğdır merkezli Araş Türk Cumhuriyeti Hükümeti ve 5 Ka­sı m’da toplanan Kars İslam Şûrası, bu örgütlenmelerin en önemlileriydi.

Yakup Şevki Paşa nın da desteğiyle sivil önderler tarafından oluşturulan Kars İs­lam Şûrası, bu bölgedeki bütün Türk-İs- lam unsurları birleştirmeyi amaçlıyordu. Şûranın ilk büyük toplantısında, sekiz kişilik bir geçici heyet seçilerek Milli İslam Şûrası Merkez-i Umumisi adıyla yerel bir hükümet kuruldu. Batum’dan Nahcıvan a 70 temsilcinin “milletveki­li” sıfatıyla katıldığı ikinci kongrede, kuruluşun adı Milli İslam Şûrası ola­rak değiştirildi. 3-5 Ocak 1919 tarihle­ri arasında düzenlenen Birinci Ardahan Kongresi ve 7-9 Ocak 1919’daki İkinci Ardahan Kongresi ile bütün milli şûra­ların birleşmesi sağlandı.

17-18 Ocak’ta 131 temsilciyle toplanan Büyük Kars Kongresi, tarihi bir karar­la, bölgede Ulusal Cenub-ı Garbi Kaf­kas Hükümet-i Muvakkate-i Milliyesi (Güneybatı Kafkasya Geçici Milli Hü­kümeti) adını taşıyan özerk bir yönetim kurdu. Böylece, Osmanlı Devleti’nin bu coğrafya üzerinde can ve mal güvenli­ğini sağlayabileceğinden ümidini kesen halk, kendi kaderini tayin etmek yolun­da bir adım atmış oluyordu. Söz konusu hükümet Kağızman, İğdır, Şavşat, Nahcıvan ve Ordubad şehirlerini içine alıyor ve bağımsız bir ülkenin tüm mülki, as­keri ve adli unsurlarını içinde barındı­rıyordu. Hatta hükümetin, ağır silahları olmayan küçük bir ordusu dahi vardı.

Bu geçici özerk yönetimi yaratan Şûra­yı Milli, ayrıca Teşkilal-ı Esasiye Kanu­nu adıyla 18 maddelik bir anayasa ilan ediyor, kanunun 8. ve 9. maddelerinde bu yönetimin egemen olduğu topraklar­da “Türkiye Devleti’nin askeri ve mül­ki örgütlenme usullerinin uygulanacağı bildiriliyordu. Bu dönemde “hükümet”, ’Türkiye Devleti” gibi terimlerin kul­lanılması çok ilginçti. Yönetim, başka devletlerce tanınmak için girişimlerde bulunmaktan da geri kalmıyordu. Örne­ğin Kars İslam Şûrası adına Reis Emin Bey Japon imparatoruna gönderdiği bir mektupta. “Asya Asyalılarındır dava­sının alemdarı sıfatı ile size müracaat ederiz ki. Kars İslam Şûrası hükümeti­nin mevcudiyet-i siyasiyesinin tanınma­sında müzaharetinize mazhariyeti (des­teğinize erişmeyi), bir Asyalı olarak rica ederiz” sözlerini sarf ediyordu.

Batıdaki kongre girişiminin merkezi ise İzmir’di. 1919 Mart’ında İzmir Müdafaa-i Hukuk-ı Osmaniye Cemiyeti, tüm Ege’yi temsil edecek bir kongre hazır­lığına girişti. Milli Kütüphane’nin si­nema salonunda 17 Mart günü toplanan Büyük İzmir Kongresi çok çeşitli grup­ları buluşturuyor, bölge eşrafı, serbest meslek sahipleri, aydınlar, din adamları ortak bir amaç için bir araya geliyordu. Kongreden, Paris Barış Konferansı’na iletilmesi için İstanbul’a gönderilen me­sajda, Balıkesir, Aydın, Denizli, Muğla illeri ile Karesi ve Menteşe sancağında­ki bütün ilçelerin temsilcilerinden olu­şan 165 kişinin imzası bulunuyordu.

Bu mesajda. Batı Anadolu topraklarında Türk nüfusun çoğunlukta olduğu, em­lak ve arazinin yüzde 95’inin Türklerin elinde bulunduğu ve bölgedeki eko­nomik birliğin bozulmasının sürekli bir barışa engel teşkil edeceği ifade edili­yordu. Türk milletinin büyük devletlere güvenerek tehlikeler karşısında soğuk­kanlılığını koruduğunu, ancak varlığı­nı korumak konusundaki kararlarından dolayı suçlanamayacağından da emin olunduğunu bildiren cümle ise, muhte­mel bir direniş hareketinin sinyallerini veriyordu. Büyük İzmir Kongresi üç gün devam enikten sonra 19 Mart 1919 günü sona erdi. Kongreyle birlikte gündeme gelen bir diğer gelişme ise, bütün bu girişim­leri destekleyen Vali Nurettin Bey’in hemen kongre sonrasında görevinden alınması ve yerine saraya ve İngilizlere yakınlığıyla bilinen Kambur İzzet Bey’in atanması idi.

Bu yazı 102 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Kategoriler
http://bilelimmi.com/bilelimmi-com-hakkinda/ http://bilelimmi.com/iletisim/