ALETLERİN İCADI

Paylaş
 

ALETLERİN İCADI

İnsanoğlu yarım milyon yıldır alet üretmektedir. Bu nedenle, günümüz el aletlerinin genel biçim ve kullanışının Roma dönemine dayanması şaşırtıcı de­ğildir. Eski aletlerin çoğunu günümüz işçisi hemen tanıyabilir. Elle yapılmış aletler ERGONOMÎK Bİ- ÇÎMLENDÎRME’nin yetkin örneğidir: çünkü herhan­gi bir iş için en uygun aleti, herkesten iyi, o işi yapan bilir. XIX. yüzyıla kadar zanaatçılar kendi aletlerini kendileri yapmışlardır.

İlk aletin Cilalıtaş devrinde (İö 5 000-4 000 yılla­rında). çakmaktaşı ya da taştan yapılmış balta oldu­ğu sanılır. O günlerde. Avrupa ormanlarla kaplıydı ve toprak açmak için balta kullanan ilk çiftçiler, insan­lık tarihinin akışını değiştirdiler. Alet özelleşmesinin ilk örneklerinden biri, bir tür ilkel keserdi. Bu kese­rin kesici ucu. sapa paralel olarak yerleştirilen balta­nın tersine, sapla dik açı yapacak biçimde yerleştiril­mişti. Balta, odun yarmaya yarayacak biçimde geliş­tirilirken. keser, oduna biçimverme ve fazla parçaları kesip atma amacıyla yapıldı.

Testere ve eğri matkap, eski Mısır’da geliştirildi. Testereler bakır ya da bronzdan yapılıyor, dişlerin ar­kaya bakan yüzleri keskinleştiriliyordu. Böylece kesme işlemi, zanaatçı testereyi, kendine doğru çekince ger­çekleşiyor ve yumuşak metalin bozulması önleniyor­du. Alet teknolojisindeki ilk gelişmelerden biri, tes­tere dişlerinin almaşık yönlerde açılmasıydı. Böylece hem kesme işlemi sırasında çıkan tozlar kenara atı­lıyor hem de dişler genişçe bir ağız açarak sürtünme­yi azaltıyordu. Vida ya da çivi gibi gereçlerin bulun­madığı dönümlerde marangozlar, yaptıkları aletleri yuvarlak tahta pimlerle tuttururlardı. Eğri matkap MÖ 3000 yıllarından beri delme işlerinde kullanılıyor­du. Ara vermeden sürekli delmeyi sağlayan burou Ku­zey Avrupa’da ancak XV. yüzyılda geliştirildi.

Zanaatçıların alet yapımını öğrenebilecekleri okul ya da ders kitapları yoktu. Her kuşak, kendinden sonra gelene bu tekniği öğretir ve akılda kalması için kafiyelerden, tekerlemelerden yararlanırdı. Zanaatçı­lar aletlerine değer verip iyi baktıklarından günümü­ze ulaşan alet sayısı öteki sanat yapıtı örneklerinden fazladır. Dünyanın birçok müzesinde çok sayıda ale­te raslanır.

Demirciler XIX. yüzyılda fabrika demirciliğinin yaygınlaşmasına kadar hem tarım aletlerini hem de kendi aletlerinin metal kısımlarını yaparlardı. XIX. yüzyıldan sonra da zanaatçılar, kendi tahta alet sap­larını yapmayı sürdürdüler. Bugün bile fabrika us­taları makinalarında kendi özel aletlerini yaparlar

Rende: ÎÖ I. yüzyılda Romalı ustaların kullan­dığı marangoz rende takımları, bugünkülerden pek farklı değildi. Rende . talaşların rahatça dışarı atıl­masını sağlayan oyuk bir taşıyıcı gövdeye takılan bir demir keskiden oluşur. 1860 yıllarında Boston’da ‘A.B’.Dj Leonard – Bailey ilk tezgah rendesi patentini aldk Bugün bile bazı modern rendelere. Bailey’in anısına, bu ad verilir.

Modern tezgah rendelerinde üçgen biçiminde dö­külmüş ve rende gövdesine yerleştirilmiş çelik bir bı­çak (*kurbağa») vardır. Bıçak, nikel-krom çelikten yapılır. Çok ince olan kesici kenarı şevlenir, sertleş­tirilir ve temperlenir. Fabrikadan çıktığında, bıçak ağzı inee işler için uygun olmadığından, kullanılan tarafından ayrıca bilenmelidir. Kurbağa ve gövde, gri demirden dökülür ve gereken yeri frezelenir (Bk. TA­KIM TEZGAHI). Frezeleme, kurbağanın iyi yerleşti­rilebilmesi ve rendenin tahta ile temas eden yüzeyi­nin düzgün olması için yapılır.

Geleneksel olarak rendenin sapı ve tokmaklar gülağacından yapılırdı; günümüzde ise aynı iş için plastik döküm kullanılmaktadır. Rendelerdeki en son gelişme, bilemeyi ortadan kaldıran değiştirilebilir bı­çakların çıkmasıdır.

Çekiçler: Çekiç, bir vurma aletidir. Bir saptan ve temperlenmiş sert çelikten yapılmış bir kafadan oluşur. Sap. genellikle düz damarlı dişbudak ya da ce­viz ağacından yapılır. Bu ağaçların yüksek direnç­leri ve bir dereceye kadar şoku soğurucu esneklik­leri vardır Günümüzde, sertleştirilmiş metal borular ve cam takviyeli plastikler de kullanılmaktadır. Çe­kiç kafaları, çelik çubuklar dövülerek yapılır. Çelik plastik kıvamına gelecek sıcaklıktayken dövülür. Dövme.çeliğin molekül yapısını geliştirir ve mekanik özel­likler açısından, tane çizgilerini en iyi sonucu vere­cek biçimde yeniden düzenler. Çekiç tablasının ISIL İŞLEM’den geçirilmesi, başka metal nesnelere vurul­duğunda parçalanmasını önler. Çekiç kafası, genel­likle sapa bir büyük tahta kama ve küçük yumuşak metalden oluşan üç çivi yardımıyla tutturulur. Bu çi­viler. tahtayı kafadaki deliğe sıkıştırmaya yarar.

Birçok çekiç tipi vardır; ama en yaygın olanları, marangozların kullandığı çatal çekiç ve bakırcı çeki­cimdir. Çatal çekiçte vurma yüzünün, yani tablanın tam karşısında, çivi sökmeye yarayan iki çene bulu­nur. Topuzlu çekiçler imalat işlerinde kullanılır. Düz topuzlu çekiç ve Warrington ya da çapraz topuzlu çe­kiçte tablanın karşısına sivriltilmiş uçlar gelir. Ba­kırcı çekicinde ise topuz yuvarlaktır. İmalat işlerinde kullanılan öteki özel amaçlı çekiçlerse lastikten, plas­tikten ya da babbitt gibi yumuşak ve ağır ALAŞIM’ lardan yapılır.

Eğeler; İ.Ö 1 500’lerde. Mısır’da, ağaç işlerinde kullanılan yassı eğeler, bakırdan yapılırdı. Tahta ya da metal yüzeylerinden çapak temizlemede kullanılan modern eğeler, çelik çubuklardan preslenir. Özel pres işlemi sonucunda tırtıklı bir yüzey ortaya çıkar. Tır­tıklar taşlanarak düzeltilir; sonra eğe sertleştirilir ve temperlenir. Bazı eğelerin bir ucunda, tahta sapların takılacağı bir çıkıntı vardır. Bazılarının iki ucunda da tahta ya da döküm çerçevelere bağlanan delikler bu­lunur. Eğeler çok çeşitlidir. Kesiti ve dişlerin biçimi, aletin nerede kullanılacağına bağlıdır. Frezeci eğesi ya da üç köşe eğe. testere dişleri keskinleştirmede. TORNA işlerinde ve tesviyecilikte kullanılır. Bıçak eğelerinin kesiti, tıpkı bıçagınkine benzer. Takım ve kalıp ustaları tarafından pah kırmakta ve aşınmış dişlerin temizlenmesinde kullanılır. Kaba eğenin, raspanın ve tahta törpüsünün dişleri, talaşları daha çabuk alabilmek için, daha kalın yapılmıştır. Kıvrık dişli eğe’ler de çeşitlidir. İşlenen maddenin üzerinde bir kenara doğru hareket ettirilince talaşları çabucak alır, öteki köşegen yönünde çekildiğinde ise daha in­ce talaş kaldırırlar, özel amaçla yapılmış eğelerin ka­re. üçgen, yarı yuvarlak ve sıçan kuyruğu biçi­minde (yuvarlak ve konik) çeşitli kesitleri var­dır.

Anahtarlar: Anahtarlar somunu ve cıvataları dön­dürmeye yarayan çeşitli boylarda aletlerdir. Sağlam olmaları için yüksek nitelikli çelikten dövülürler.Tek parçalı anahtarların ucu ya açıktır ya da yıldız uçlu­dur. Yıldız uçlularla çok daha güçlü bir kavrama sağ­lanır.

Bir birleşik anahtar’da. bir açık uç bir de ay­nı ölçüde yıldız uç vardır. Açık uç. genellikle, somun ya da cıvataya erişmenin güç olduğu yerlerde, hareket olanağı sağlamak için, gövde ile belli bir açı oluştu­racak biçimde yapılmıştır. Ayarlı anahtar’da. alt çe­ne ayrıdır ve kendisine paralel dikey bir vidanın dön- dürülmesiyle ayarlanır. Ayarlı anahtar, her za­man kullanan kişi anahtarı kendine doğru çekince ve alt çene kullanan tarafındayken moment uygulaya­cak biçimde kullanılmalıdır. Böylece basıncın çoğunu üst çene yüklenir. Tersi durumda, anahtar somundan kayıp tehlikeli olabilir. Boru anahtarı, çenelerinin üzerinde sertleştirilmiş tırtıklar olan ayarlanabilir bir anahtardır. Çeneler, boru ya da yuvarlak bir cıvatayı kavrayabilen durumda: yani birbirlerine doğru kü­çük bir açı yapacak biçimde yerleştirilmiştir. Bu anahtara genellikle İngiliz anahtarı denir; ama aslında, gerçek bir İngiliz anahtarının mafsallı ve özel bir somundaki deliğe giren pimli bir üst çe­nesi vardır.

İmbüs anahtarı bir altı köşe gömme baş cıvata kafasındaki altıgen biçiminde oyuğa uyan, kendisi de altıgen biçiminde, sertleştirilmiş, çelikten bir çubuk parçasıdır.

İmbüs anahtarı bir altı köşe gömme baş cıvata kafasındaki altıgen biçiminde oyuğa uyan, kendisi de altıgen biçiminde, sertleştirilmiş, çelikten bir çubuk parçasıdır.

Testereler: Modern testereler yüksek nitelikli çelik şeritlerden kesilir. Daha ucuz testereler, tümü aynı kalınlıkta ve dişleri makinalar tarafından yapılıp bi­lenmiş aletlerdir. Testerelerdeki en son gelişme, sür­tünmeyi azaltmak için Teflon-kaplama yapılmasıdır. Nitelikli profesyonel marangoz testereleri kalıpla kesi­lir, özel mengenelere bağlanır, dişler elle açılır ve bi­lenir. Testere fabrikadan cilalı olarak çıkar, ama ma­rangozlar gene de. kullanılmadığı zamanlar testereye ince bir tabaka gres ya da yağ sürerek, paslanması­nı önlerler. Dişli uçtan sapa doğru testere, kademeli olarak incelir.

Tahta kesiminde kullanılan üç ana testere tipi vardır:    bıçkı testeresi, üniversal testere ve oduncu

testeresi. Her üç tipte de. her dişin üçte biri bir sonraki dişe göre ters yönde eğilir. Tahta kesiminde kullanılan bıçkı testeresinde dişler, testere eksenine dik açı yapacak biçimde bilenir. Üniversal ve oduncu testerelerinde ise. dişler eksenle 60 derecelik açı ya­par. Bilemede kullanılan eğe çeşidi, testerede bir par­mağa (yaklaşık 2.5 cm) düşen diş sayısına bağlıdır.

Testereler bir «diş ucu» sistemine göre sınıflanır. Örneğin. 10 diş uçlu bir testerede parmak başına 9 diş vardır. Üniversal ve oduncu tiplerinde bileme ya­pılırken. testere boyunca, bir dişin yüzü, bir sonra­kinin ise arkası ele alınır. Sonra.testere mengenede ters çevrilir ve kalan dişler de benzer biçimde bilenir. İki tip arasındaki fark şudur:                kesme boyu uzun olan ve kütük kesiminde kullanılan oduncu testere­sinin diş açılan daha küçük, dolayısıyle de dişler daha keskindir.

Demir testereleri, metal kesiminde kullanılır. Testerenin her iki ucunda, plastik saplı çelik bir çer­çevede, gerilim altında tutulmasını sağlayacak delik­ler vardır. Amerikan Ulusal Standardlar Dairesi’nin koyduğu standartlara göre, örneğin parmak başına 24-32 dişi olan testereler dalgalı olarak, öteki tipler almaşık ya da her üç dişten birine dokunulmadan yontulmalıdır. Bir kaynaklı kompozit testere’de iki ya da daha fazla, birleştirilmiş çelik parçası vardır;

ama kesici kenar ya da kenarlar yüksek hız çeliğin­den yapılır; standart, çelik testere 1.25 tungsten ya da eşdeğer bir alaşımdan fazlasını kapsamamalıdır. {üksek hız çeliği’nden yapılma bir testere. 500°C sı- ¿aklıga kadar sertliğini koruyabilmelidir. Çalışırken, işin cinsine göre her defasında değiştirilmeyen tes­terelerde,parmak başına 18 diş önerilir.

Tornavidalar: Torncvida. temperlenmiş sert çe­likten yapılmış çelik bir çubuktur. Ucunda çeşitli vi­da kafalarındaki yarıklara uygun büyüklüklerde ya­pılan yassı, dikdörtgen biçimli ağız, vardır. Ağzı dö­vülerek ya da taşlanarak hazırlanır. Tornavidanın sa­pında kanat denen çıkıntılar bulunur. Geleneksel tahta saplar bugün de kullanılır, ama enjeksiyon dö­küm plastik saplar, giderek yaygınlaşmaktadır.

Geleneksel tornavidanın çağdaş benzerleri Phil­lips ve Pozidriv tornavidalarıdır. Bunlarda dikdörtgen uç yerine yıldız bir uç vardır. Uca bu biçim, broşla- narak verilir, sonra da ısıl işlem uygulanır. Bu yıldız uç, vida kafasında bulunan dişisini tamamlar ve vida ile tornavida arasında daha sağlam bir bağlantı sağ­lanır. Bu dizaynlar özellikle elektrikle çalışan alet­lerde, yüksek hızlarda daha iyi çıkma kuvveti sağ­lamak için geliştirilmiştir.

öteki aletler: Öteki aletler arasında, yüksek kar­bon çeliğinden sertleştirilip temperlenerek elde edil­miş ve kesici ağzı ince taşlanmış özel amaçlı bıçaklar sayılabilir. Bunlar, yüzey kirlenmesini önlemek için, tepkimeye girmeyen bir atmosferde, elektrik fırını içinde aynı anda hem sertleştirilir hem de temperle- nir. Kesici ağız jilete benzer; ama daha kalın ve da­yanıklı gereçten yapılmıştır. Bıçak sapları gele­neksel olarak, bıçağın iyi yerleştirilebilmesi için ka­lıplara dökülerek hazırlanır. Bazı saplarda, hem kul­lanılmadıkları zaman bozulmasını önleme hem de gü­venlik sağlama amacıyla, kesici ucun içine girebilece­ği bir oluk bulunur.

Su terazisi, yapı işlemleri sırasında gerçek düşey ve yatay düzlemler elde etmeye yarar. Ayarlanabilir türleri ise, istenen herhangi bir açının denetimini ola­naklı kılar. Ana parçası, içi renkli bir sıvı ile dolu, ucu kapalı plastik ya da cam bir tüptür. Sıvı miktarı, do.1– durma aşamasında içerde bir hava kabarcığı kalacak biçimde ayarlanır. Hava kabarcığı, tüpün iki ucunu birleştiren çizginin ortasında yeralınca tüp denge ko­numunda durur. Tüp. bilinen düzlem koşullarında paralel çekilmiş alüminyum çerçeve içine hassas ola­rak yerleştirilir ve sağlamca bağlanır.

İskarpela’ lar çelikten yapılır, dövülür, sertleşti­rilir ve temperlenir. Eğimli bir kesici ağızı vardır, ama el rendesinde olduğu gibi, kullananın isteklerine uy­gun olarak tonlanması gerekir.

Burgu bir delme aletidir. Ortasında tutma yeri ve matkap ucunun tam tersinde yataklanmış baskı pa­bucu bulunan, krank biçiminde kıvrılmış çelik çubuk­tan oluşur. Krank kolunun uzunluğu, 15 ile 35 cm ara­sında değişir. Krank kolu büyüdükçe daha büyük mo­ment uygulanabilir. El matkabinfa ise.krank yerine bir kolla tahrik edilen dişliler vardır; dişliler, sertleş­tirilmiş dökme demirden yapılmıştır. Her iki aletin de içinde.yaylarla, tutulan sinter çeneler bulunan ken­dinden merkezlemeli ayna vardır. El matkabında ay­rıca.kuvvet uygulamak ve aleti hareketsiz tutmak için ana dişlinin tam karşısından çıkan ve alete doksan derecelik bir açı yapan tahta ya da plastik bir kol bulunu

Bu yazı 99 kere okundu.
Etiketler:
ALETLERİN İCADI
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

Kategoriler