AİDS NEDİR?

Paylaş
 

AİDS NEDİR?

AİDS a. (ing. Acquired lmmune Defıci- ency Syndrome. “edinsel bağışıklık yeter­sizliği sençfromu”nun kısaltması).

Hastalığa fransız hekimler­ce bulunan LAV (Lympliadenopathy Asso­ciated Virüs) adında bir virüsün yol açtığı sanılmış, ancak çok geçmeden ABD’de HTLV-3 (Human T celi Leukemia Virüs) ile ARV (Aids Related Virüs) adında iki ye­ni virüs bulunmuştur. Uluslararası Viroloji Kongresi, karmaşıklığı gidermek için tek bir terim üstünde durarak, “insan bağışıklı­ğı yetersizliği virüsü” anlamına gelen HİV terimini benimsemiştir. Ancak 1986’da, Doğu Afrika ülkelerinde (Fildişi, Mali. Gi­ne vb.) yeni bir virüs daha bulunmuş ve HİV-I denilen önceki virüs tipinden daha değişik olan bu virüse de HÎV-2 adı veril­miştir. HİV-2 virüsünün daha çok Doğu Afrika ülkelerinde görülmesine karşılık, HtV-l virüsüne Batı Avrupa ve Orta Afri­ka ülkeleri ile ABD’de rastlanmaktadır. Bedene giren HİV virüsü enfeksiyon ve kanserlere karşı etkin bir savunma gücüne sahip olan T4 beyaz kan hücrelerine yerle­şir. HfV virüsüyle aşın ölçüde dolan hüc­reler patlar ve böylece kana daha çok HİV virüsü parçacıkları dağılır. Bunlar da yeni T4 hücrelerine girer ve çevrim böylece sü­rüp gider. Hücreler aşama aşama yok ol­dukça hasta, sindirim sistemi ve beyin en­feksiyonlarına daha fazla hassaslaşır ve çe­şitli kanser türlerine karşı kendini savuna­maz duruma gelir.

AİDS. bedeni doğrudan etkisi altına alma­sının yanı sıra, bedenin zayıf düşmesine ve bağışıklığını yitirmesine yol açar ve böyle­ce de hastanın çeşitli akciğer hastalıkları ile kimi kanser türlerine yakalanma riskini artırır. Enfeksiyona yakalanan kişilerde lenf bezleri şişkinlikleri ile yaygın deri ilti­hapları görülür. Bir sonraki evrede yüksek ateş, sürekli kilo kaybı, ishal, ağızda pa­mukçukların oluşması gibi belirtiler ortaya çıkar. Bu belirtilere “AİDS’le ilgili ihtilaf­lar” (ARC) denir. Hastalık, yinelenen en­feksiyonlar. kilo kaybı, aşırı zayıflamayla gelişir ve ölümle sonuçlanır. Enfeksiyonun bulaşması. AİDS oluşumu ve ölüm yakla­şık 3-4 yıllık bir süreyi kapsar.

AİDS risk grupları arasında ilk sırayı da­mardan şırınga yoluyla uyuşturucu alanlar ile bunların eşleri, eşcinseller, biseksüeller. rastgele cinsel ilişkiye girenler ve HİV virü­sü taşıyan annelerin bebekleri almaktadır. Ayrıca AİDS, kan aktarımıyla ya da he­mofili hastalarına verilen kan türevleri yo­luyla da geçmektedir. 100 AİDS hastası üstünde yapılan araştırmalar sonucunda bu hastaların yüzde 7 ] ‘inin eşcinseller, bisek- süeller ve çok sık eş değiştiren kişiler ol­duğu saptanmıştır. Yüzde 17’sini damar yoluyla uyuşturucu kullananlar, yüzde 3’ünü ise hemofili hastaları, kan aktarımı yaptıranlar oluşturmaktadır. Bu nedenle kan ve kan türevlerinin hastaya verilmeden önce sıkı bir kontrolden geçirilmesi Dünya Sağlık Örgütü’nüıı (WHO) getirdiği bir zo­runluluktur.

HİV virüsü taşıyan annelerin bebekleri, en çok ilgi duyulan, üstünde yoğun araştırma­lar yapılan bir konudur. HİV enfeksiyonu taşıyan kadınların sağlıklı kadınlara oranla erken doğum yaptıkları, bebeklerinin daha az kilolu oldukları ve bu bebeklerin yaşam­larının ilk dört haftasın,<aki ölüm oranları­nın ötekilerden daha yüksek olduğu göz­lemlenmiştir. Yeni bulunan ve “polimeraz zincir tepkimesi” denilen bir teknikle, yeni doğmuş bebeklerde AIDS’in saptanması konusunda önemli aşamalar sağlanmıştır. Dünya Sağlık Örgütü 1992’de. 12 milyona yakın kişinin AİDS hastalığına yol açan ba­ğışıklık sistemini yok edici virüsü taşıdığını.

1 milyona yakın çocuğun AİDS’e yakalan­mış olduğunu ve 2000’li yılların başfnda yalnızca Afrika’da 10 milyon kişinin ÂİDS’ten yaşamını yitireceğini (etkin bir aşı geliştirilmezse) açıklamıştır.

Tedavi. AİDS’le* savaşımda atılan adım­lardan biri de zidovudin adlı ilacın bulun­masıdır. Zidovudin herhangi bir belirti göstermeyen ya da çok hafif belirtiler gös­teren ve bağışıklık sisteminin işlevlerinde az da olsa belli bir gerileme görülen kişiler­de, hastalığın ilerlemesini geciktirebilmek- tedir. Ayrıca gansiklovir. azidotimidin, pentamidin. dideoksinozin ve dezoksinoji- risimin gibi ilaçlar üstündeki araştırmalar sürdürülmektedir. Bu ilaçların çoğunun AİDS hastalığını geciktirdiği, maymun larda AİDS’e benzer bir hastalığa yol açan SİV (Simian İmmııne Defiency Virüs may­mun bağışıklık yetersizliği virüsü) enfeksi­yonunu durdurduğu gözlemlenmiştir. AİDS’te en sık olarak ortaya çıkan ve ölümle sonuçlanan ihıilatlardan biri de. “Pneumocystic carinii”asalağının neden ol­duğu akciğer iltihabıdır. Pentamidin adlı ilaçla bu ihtilatı önlemek olanağı bulun­muştur. Normal koşullarda bağışıklık siste­mi için tehlikeli olmayan bu asalak. HİV’in neden olduğu enfeksiyonlarda, bağışıklık sistemi güçsüzleştiğinden hızla yayılmakta­dır, özellikle hastalığın aşıldığı sanıldığı sı­rada nüksetmesi durumunda, akciğer ilti­habı daha büyük bir tehlike oluşturmakta­dır. Ancak Pentamidin tedavisi bu riski önemli ölçüde azaltmaktadır.

Aşı çalışmaları. 1990 yılında Paris’teki bir laboratuvarda HİV’e karşı geliştirilen bir aşı türü, bu konuda umut verici belirtiler gösterdi. Araştırmacılar iki şempanzeye AİDS virüsü verdiler; daha sonra bunlara, birbirlerinden biraz farklı iki tür aşı yaptı­lar ve 6 ay sonra şempanzelerin iyileşmeye başladıklarını saptadılar. Ancak yine de bi­lim adamlarının bu konuyla ilgili bazı kuş­kuları sürmektedir: Bunlardan biri, hastalık virüsünün öbür insan virüslerinden farklı olarak çok çabuk değişmesi ve bedenin çe­şitli antikorlar üretmesine yol açacak deği­şik biçimlere bürüııebilmesidir; bir başkası da, HİV virüsünün bedene girmesiyle bağı­şıklık sistemi hücrelerinin normal tepkileri­ni gösterememesidir. Deney sırasında ilk şempanzeye üç başarılı aşı uygulandı. Ön­ce, HİVden alınmış bir genle yapay olarak üretilmiş “vaccinia” virüsü verildi. Bu gen, “vaccinia”nm HİV katmanında var olan ve gp 160 olarak adlandırılan proteini üreti­yordu ve teorik açıdan bu proteinin.virüsü etkisizleştiren ya da yutan antikorları hare­kete geçirmesi gerekiyordu; ancak şempan­zede hiçbir antikor üretimi görülmedi. Da­ha sonra araştırmacılar gp 160‘ı şempanze­ye doğrudan aşıladılar. Bu kez hayvan bazı antikorlar üretti; ama bunları etkisizleştir­mede başarılı olamadı. En son aşamada şempanzeye HİV’in V3 olarak bilinen protein katmanının bir halkasından kopya edilen sentetik “peptit” verdiler; Bu kez hayvan pek çok etkili antikor üretti. Artık araştırmacılar virüsün genetik maddesini ev sahibi hücreye aşılayabilmek için V3’ün gerekli olduğunu biliyorlardı. Antikorların protein halkasına bağlanmaları durumunda virüs etkisiz duruma gelebilecekti. İkinci şempanzeye ise değişik bir karışım verildi. Önce çok az antikor üreten hareketsiz bir virüsten yapılan klasik bir aşı uygulandı. İkinci evrede hayvana, birincisine olduğu gibi arıtılmış gp 160 uygulandı. Şempanze yeniden bazı antikorlar üretti: ancak bunla­rın pek az bir bölümü virüse karşı etkili ol­du. Sonuçta V3’ten türetilen sentetik “pep­tit” alan ikinci şempanzede de çok güçlü bir antikor oluşumu gözlemlendi.

Daha sonra her iki hayvana da canlı HİV verildi. Altı ay sonra araşürmacılar virüsün izine rastlamadılar. Bu da bu aşıların hay- ‘vanları koruduğunun bir göstergesiydi.

Bilanço. Günümüzde, asalak kökenli has­talıklar geniş insan kitlelerini tehdit etmeyi sürdürmektedir. Dünyada bilharziyozdan ölenlerin sayısı 300 milyondur; sıtma ise 1 milyar insanı tehdit etmekte. 400 milyon inşam etkilemektedir ve her yıl 1 milyon çocuk bu hastalıktan ölmektedir. Kanser­den ölenlerin sayısı da oldukça yüksektir (yalnız Fransa’da yılda 120 000 kişi). Bu sayılarla karşılaştırıldığında AlDS, sürekli bir ilerleme göstermesine karşın hâlâ çok ender rastlanan bir hastalıktır. Belli bir za­man sonra AİDS hastalığı da öbür hasta­lıklar gibi etkili bir tedavi olanağı olan bir hastalık durumuna gelecektir.

  • \Tiirkiye, AİDS’ten en az etkilenen ülkeler arasındadır. Türkiye’de ilk AİDS vakası 1985 yıhnda görülmüş ve o tarihten günü­müze (1993) kadar 150 dolayında AİDS vakası saptanmıştır. Bu vakalardan 20 ka­darı ölümle sonuçlanmıştır. Türkiye’de he­nüz salgın olmadığı halde, AİDS’e karşı önlem amacıyla Ankara Hıfzıssıhha Ensti- tüsü’nde, İstanbul Çapa Tıp Fakültesi ile Ege Tıp Fakültesi nde AİDS testi yapıl­maktadır.
Bu yazı 83 kere okundu.
Etiketler:
AİDS AİDS NEDİR?
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Kategoriler
http://bilelimmi.com/bilelimmi-com-hakkinda/ http://bilelimmi.com/iletisim/