Abdülmecit

Paylaş
 

Abdülmecit

Türk padişahı (İstanbul 1823-ay.y. 1861). Mahmut II ve Bezmiâlem Sultan’ın oğlu. Çağına uygun bir eğitim gö­ren, veliahtlık dönemini kafes ardında geçirmeyen Ab­dülmecit. babasının ölümü üstüne (1839) 16 yaşınday­ken tahta çıktığında, Kavalalı Mehmet Ali Paşa Osmanlı donanmasını teslim almıştı. Hariciye nazırı Mustafa Re­şit Paşa’dan etkilenerek Avrupa ülkelerinin yardımını sağlamak isteyen Abdülmecit, 3 Kasım 1839’da. Gül- hane Hattı Hümayunu’nu çıkardı. Bu ferman uyarınca, müslüman ve hıristiyan bütün Osmanlı uyrukları aynı haklardan yararlanacak, mal, can, namus güvenliği sağ­lanacak, adaletli bir yönetim için yeni yasalar çıkarıla­caktı. Buna karşılık, Avrupa ülkeleri de, Kütahya’ya ka­dar gelmiş olan Kavalalı Mehmet Ali Paşa kuvvetlerinin geri çekilmesini sağladılar. Mısır, Mehmet Ali Paşa’ya bırakılarak, Mısır valiliğinin Mehmet Ali Paşa’nın çocuk­larına geçmesi kabul edildi; Mehmet Ali Paşa da, Os- ¡manlılara yılda 80 000 kese akçe ödemekle yükümlü kılındı. 13 Temmuz 1841’de Londra Boğazlar Antlaş- ması’yla OsmanlIların Çanakkale ve İstanbul boğazları üstündeki egemenliği sağlandı.

Durumun bir süre için yatışması üstüne Abdülmecit,

Osmanlı İmparatorluğu topraklarında çeşitli gezilere çıktı; bu arada İstanbul’da Kavalalı Mehmet Ali Paşa’yı kabul etti. Suriye ve Lübnan’da başgösteren bazı olay­ları, Eflak ve Boğdan’daki yerel ayaklanmalar izledi. Ruslarla Baltalimanı Antlaşması’nıd Mayıs 1849) imza­ladı. Bu antlaşmayla ancak geçici bir süre için sağlanan barış, “Mukaddes makamlar sorunu” yüzünden bozu­lunca, Rusya’ya savaş açıldı (4 Ekim 1853). Böylece

başlayan Kırım Savaşı, Ingiltere ve Fransa’nın yardımıy­la kazanıldı ve Paris Antlaşması imzalandı (1856). Bu arada Abdülmecit de Gülhane Hattı Hümayunu’nu ta­mamlayıcı nitelikte olan “Islahat Fermanını ilan etmek zorunda kaldı (1856): Osmanlı İmparatorluğu, devlet bütünlüğünü ancak Batılı ülkelerin güvencesiyle koru­yabilecekti.

Tanzimat Fermanı’yla başlayan ıslahat hareketleri sürdürdürülerek, yönetim örgütü, adliye, askerlik ve mâliyede köklü değişiklikler yapıldı: Rüştiye okulları açıldı, ilk Ceza Kanunnamesi hazırlandı; sürekli askerlik kaldırıldı; kura ile ve süreli askerlik konuldu; Galata köprüsü ve Gureba hastanesi yapıldı; Avrupa ülkelerin­den ilk kez borç para alınarak (bunu 1855, 1858 ve 1860 yıllarındaki borçlanmalar izledi), Dolmabahçe sa­rayı, Beykoz kasrı ve Küçüksu kasrı yapıldı. Bu arada toprak hukukunu yeniden düzenleyen bir kararnamey­le “iltizam” yöntemi kaldırıldı; devletin gelir ve giderleri bütçeye bağlandı.

Abdülmecit’in bütün çabalarına karşın, Osmanlı uy­ruklular arasında gerçek eşitlik sağlanamıyor, hıristiyan- lar ve müslümanlar arasında gerginlikler gün geçtikçe artıyordu. Buna ek olarak bir yandan Cidde, Suriye, Ef­lak. Boğdan ve Karadağ’da başgösteren olaylar, öte yandan devletin aşırı harcamalar ve borçlarının sürekli artması nedeniyle durumdan hoşnut olmayanların dü­zenlediği Kuleli Vakası adı verilen örgütlenme, bir ihbar sayesinde dağıtıldı

(14 Eylül 1848). Bu arada hastalanan Abdülmecit, Fransa’nın işe karışmasıyla Lübnan’ın ayrı­calıklı bir sancak haline gelmesinden kısa süre sonra öl­dü (25 Haziran 1861) ve Yavuzsultanselim camisindeki türbesine gömüldü.

Bu yazı 168 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

Kategoriler