3.Mustafanın Büyüsü Tuttumu

Paylaş
 

3.Mustafanın Büyüsü Tuttumu

Osmanlı Tarihinin en ilgi çekici padişahlarından biri olan Üçüncü Mustafanın Osmanlı Rus Savaşı sırasında yaptırdığı büyünün tutup tutmadığı hep merak konusu olmuştur.Büyü ve buna benzer şeylere meyilli olan Üçüncü Mustafanın Büyüsü Tuttumu acaba gelin bu ilginç konuya yakından bakalım.

Kırkyedi yaşında Osmanlı tahtına oturan III. Ahmet’in oğlu III. Mustafa uyanık fikirli, bilim ve erdem sahiplerini korur, çalışkan, her şeyi, inceler bir kişiliği varlığında yaşatmakla beraber astrolojiye ve büyüye son derece inanır, bütün hareketlerini bunlara bağlardı. Bazı tarih­çiler kendisini, “Açgözlü, rüşvet yiyen, fakat sofu bir in­sandı. Rüşvet yiyebilmek için kürk giymeyi bile yasak et­miş, kendisine deli dedirtecek türlü şeyler yapmıştır” diye nitelerler.

Otuz yıldan beri Osmanlı İmparatorluğunu savaştan korumayı başaran yetenekli ve becerikli Sadrazâm Koca Ragıp Paşa hayata gözlerini yumunca, Prusya ile ittifak olanakları aramakta bulunan ve hatta görüşmeler bile yürü­ten Koca Ragıp Paşa’nın bu akla uygun düşen hareketleri­ni, yerine geçen Hâmit Hamza Paşa reddetmiş ve Osmanlı İmparatorluğu yeni bir savaşa hızla sürüklenmeye başla­mıştır. Sonunda Müslüman Türkiye, Polonya’daki Katolik çoğunluğun saldırgan Rus Ortodoks azınlık tarafından teh­likeye düşürüldüğünü ve Rusya’nın kendi dinini zorla Katoliklere empoze etmeye kalkıştığı gerekçesiyle Rusya’ya karşı savaş açmıştır. Tarihlerimizde, Lehliler’in Osmanlı Devleti’ne sığınarak bağımsızlıklarının sağlanmasına yar­dım edilmesi ve buna karşılık Podolya eyaletinin Osmanlılar’a terkedileceğini bildirmeleri hususunun da bu savaşta rol oynadığı yazılıdır.

EVLİYDİ, AMA ÇOCUKLARI HEP BAŞKALARINDAN OLDU!

Osmanlılar’ın açtığı bu savaşı Rus Imparatoriçesi gü­lümseyerek karşılamıştı. Sophia Augusta Frederica of Anhalt Zerbst adı verilerek yaşamına 1729 yılında gözlerini açan Büyük Katerina, 1744’de annesinin telkinleriyle Rus Ortodoks dinine geçip Imparatoriçe Elizabeth’in yeğeni ve veliahtı Arşidük Petro ile 1745’te evlenmiş, Petro’nun ken­disiyle ilgilenmemesi sonucu, seks yaşantısını değişik sev­gililerle tatmin yolunu tutmuştu. Hatta ilk çocuğunun Sergei Saltikov’dan olduğu, İkincisinin ise sonradan Polonya Kralı yaptırdığı Stanislas Poniatowskl’den olduğu tarihler­de belirtilmiştir. Kendi kendisini ansiklopedi okuyarak ye­tiştiren Katerina, Imparatoriçe olmaya azmetmişti. Zaten I. Katerina’nın Ruslar’a ağır bir barış antlaşması imzalatmış olmanın öcünü almak için fırsat konuyordu. Entrikalar çe­virterek ve kendisinin öldürtüleceğine muhafız birliklerini inandırarak Orlov Kardeşlerin yardımıyla Deli Petro’nun torunu olan eşi III. Petro’yu ortadan kaldırttıktan sonra bu büyük emelini gerçekleştirmek yollarını aramaya başladı.

Büyük Katerina on yıllı egemenliği süresince Rus sınır­larını Dnieper’e kadar genişletmiş, ancak Karadeniz’e kadar bir türlü inememişti. Bütün yenilgilerine rağmen inatçı savaşçı niteliğini yitirmeyen Türkler kendisine bu fırsatı vermemişti.Kaynarca Antlaşmasıyla sonuçlanacak bu sava­şın ikinci yılında yani 1772’de bir mütareke yapılarak barış görüşmeleri için Yerköy’de Ruslar’dan Birinci Delege Prens Orlov ve ikinci Delege Abroşkof, Osmanlılar’dan ise Yenişe­hirli Omon Efendi’yle , Zade Osman Efendi görevlendirilmişti.Ruslar’ı temsil eden hey’etteki Prens Orlov, Bü­yük Katerina’nın tahta geçmesinde büyük hizmetleri görü­len Orlov ailesinin en yakışıklı genci ve Katerina’nın 14 yıllı sevgilisiydi. Katerina’nın hatıra defterinde,“Atletik vücudu­nun üzerine bir melek başı konulmuş, son derece yakışıklı, erkek güzeli”yazılı. Orlov, Deli Petro’nun zamanından beri askerlik hizmetiyle ün salmış bir ailenin beş erkek evlâdın­dan ikincisiydi. Tıpkı Alexandre Dumas’nın ‘Üç Silahşörler’ adlı eserindeki gibi birbirine bağlı, son derece savaşçı ve hepsi de yakışıklıydı. Üçüncü Petro tahta çıkarken Kateri- na. Gregory Orlov’dan olan çocuğu Alexis Gregoreviç’i dünyaya getiriyordu. Gayri meşru olması nedeniyle uşağı­nın kendi evine bir kunduz postunasararakkaçırdığı çocuğa soyadı olarak kunduz kelimesinin Rusça’sından esinlenile­rek Bobrinsky adını vermişti.işte Prens Orlov şimdi barış görüşmeleri için Yerköy’de bulunuyordu. 1772 yılı Temmuz ayıydı. Üçüncü Mustafa, müneccimlere, büyülere inanan bir yaradılışta olduğundan barış antlaşmasının gerçekleşmesini sağlamak üzere Rus delgelerinin geçeceği yerlere gömülmek üzere büyüler ha­zırlayıp Osmanlı delegelerini gönderdi. Üçüncü Mustafa’ nın gönderdiği büyülere ilişkin tezkerede: “İşbu nüshalar Osman Efendi’ye sunulmak İçin gönderilmiştir. Bunların yapılması banş gerçekleşmeden dönülecek olursa Orlov, Abreşkof ve Romanof’un gelecekleri yere yakın Osman Efendi tarafından gömdürülsün, üzerlerinden geçerlerse elbette karara mecbur olurlar. Orlov ise Imparatoriçe gö­zünde felâkete uğrar ve Abreşkof da aynı akibeti paylaşır.” mealinde sözler yazılı bulunuyordu (1) Tarih kayıtlarından anlaşıldığına göre sade Orlov gömülen büyü kâğıdının,üs­tünden geçmiş, öbürleri için bu fırsat vuku bulmamıştır.

 

Prens Orlov üzerinde büyünün etkisi korkunç olmuştur! Zira henüz Orlov Yerköy’deyken Katerina kendi kuzeni 13 yaşındaki Catherine Zinoviava’yı Orlov’un baştan çıkardığı­nı öğrenmiş ve kendisinden  birdenbire nefret etmiştir.Oysaki bu olayı duymadan bir gün önce Orlov’u Yerköy’e yolcu etmiş bulunuyordu. Orlov son derece mağrur bir edayla Türkler üzerinde gayet kötü bir izlenim bırakmış ve bu haliyle barış antlaşmasının imzalanmasına engel olmuştur. Orlov döner dönmez Katerina kendisini çiçek hastalığı getirmiş olabileceği gerekçesiyle karantina altına almış ve kimseyle temas ettirmemişti Katerina nezdinde artık Orlov’ un yıldızı sönmüştür.

III. Mustafa’nın yaptırmış olduğu büyü böylece yerine gelmiş oluyor. XVIII. Yüzyıl sonlarında devlet yönetiminin ne hale gelmiş olduğuna güzel bir örnek diye gösterilen bu olay, savaşın yeniden patlamasına engel olamamıştı. İki yıl daha sürecek olan savaş, yabancı tarih yazarlarının ifade­sine göre Pugaçef ayaklanması olmamış olsaydı, Rusya I. Katerina’nın öcünü almış olacak ve Osmanlı ordusunu ta­mamen Avrupa’dan dışarı attığı gibi Osmanlı İmparatorlu­ğumun yıkılıp yerine İstanbul’u başkent yapacak bir Rus Ortodoks Bizans İmparatorluğu kurulmuş olacağını yazar­lar.

Pugaçef kimdi? Lâle Devri’ni sona erdiren Patrona Halil gibi eğitim ve öğretim görmemiş, zulüm ve ağır vergi yükü altında ezilmiş, halkı coşturmasını bilen cesur yaradılışlı bir kimseydi. OsmanlI Türkleri casus örgütü kurarak onun varlığını bilmiş olsalardı, herhalde işbirliği yaparak R,uslar’ la olan savaşı başka şekilde sonuçlandıklardı. Zaten  Katerina’yı 1774 Barış Antlaşması’nı süratle yapmaya zorlayan da Pugaçef isyanı olmuştu. Zira Türk cephesinden geri çektiği askerlerle bu isyanın üstesinden gelebilmiştir.

AÇIKGÖZ BİR ERMENİ

Pugaçef Emelyan, kendisinin gerçek III. Petro olduğunu cahil halka aşılayarak çevresinde bir sürü İnsan toplayabil­miş ve Türk ordusu sayesinde yok edilmekten korunabil- mişti. Katerinanın kendisine benzeyen başka birini öldürt­tüğünü, kendisinin Kazaklar arasına kaçarak 12 yıl saklan­mış olduğunu ve gerçek III. Petro’nun kendisi bulunduğunu ileri sürmüştür. 1773 yazında Petersburg’da adı duyulmaya başladığı zaman pek kulak asılmamış, işin ciddiliği üzerin­de durulmamıştı. OsmanlIların Lâle Devri’ni sona erdiren Patrona Halil tipi ve ayarı bir kimse olan ve Ermeni soyun­dan geldiği söylenen Pugaçef Emelyan, Rus ordusunun Türkler’e karşı koymasından yararlanarak peşine taktığı gö­nüllülerle Moskova üzerine yürümeye başlamıştır.

Zaten halk savaş nedeniyle arttırılmış olan vergiler yü­zünden hoşnutsuzluk içersinde kıvranırken, Pugaçef Emelyan’ın, “Sîzlere, çocuklarınıza ve torunlarınıza ebedî hürri­yet veriyorum. Artık bir efendiye hizmet edecek, vergi verecek değilsiniz. Şimdiye kadar köylü ve bir efendiye kölelik eden herkese tacımızın eşit ve sadık bir bendesi olmak imtiyazını veriyorum. Suçlu asilzadeler silinip süpü­rüldükten sonra herkes barış ve huzur içersinde bir hayata kavuşacak ve bu yüzyıllarca sürecektir’ diye seslenmesi halkı coşturmuş ve o güne kadar Rusya’da bu çapta bir ayaklanma görülmemişti. Moskova’nın yirmi mil yakınına yaklaştığı duyulan Pugaçef gönüllü ordusunu ve bunun yarattığı tehlikeyi sezen Katerina, Osmanlı Türkleri’nden barış istiyordu, işte 1774 Kaynarca Antlaşmasının gerçek­leşmesi bu sayede olmuştu.

 

Türklerle barış yapılır yapılmaz ordusunu Pugaçeî üze­rine yönelten Katerina, Emelyan’ın başı için 100 bin ruble ödül de koymayı unutmamıştı. Bu sayede Pugaçev kendi adamları tarafından Katerina’ya teslim idildi. Voltaire’e yazdığı mektupta Katerina Emelyan Pugaçef için şöyle diyordu: “Son derece cesur ve azimli bir adam. Bu cesareti bakımından affedileceğini umuyor. Sadece beni küçültmüş olsaydı, affederdim, ama bu hareketi imparatorluğa karşı yapmıştı ve onun da kuşkusuz yasaları var. Aksak Timur7 dan beri Rusya’ya onun kadar zarar veren bir insan gelme­miştir.”

Emelyan’ın emeli gerçekleşememişti. Duruşması yapıl­dı, suçu saptandı ve asıldı. Katerina’nın verdiği emir üzeri­ne adı ağızlara bir daha alınmaz oldu.

Fakat Pugaçef Emelyan’ın yarattığı terörizm ve tedhiş bu sefer karşı tedhişi yaratmaya neden oldu. Rusya’da sınıflar arası husumot çoğaldı, zengin-yoksul, soylu-soysuz ayırımı genişledi. Bugünkü Sovyet Rusya’nın temeli böyle- ce Emelyan Pugaçev tarafından atılmış oluyordu.

Acaba III.Mustafa’nın yaptırtmış olduğu büyü gerçekten etkisini göstermiş miydi?

http://bilelimmi.com/adile-sultan-kimdir/

http://bilelimmi.com/ataturkun-dort-denizaltisi/

http://bilelimmi.com/buyuk-selcuklu-imparatorlugunun-kurulusu/

http://bilelimmi.com/barbaros-hayrettin-pasanin-hatiralari/

Bu yazı 39 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Kategoriler
http://bilelimmi.com/bilelimmi-com-hakkinda/ http://bilelimmi.com/iletisim/