29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Kutlama Programı

Paylaş
 

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Kutlama Programı

Açılış Konuşması – I
Bugün 29 Ekim 2004. Cumhuriyetin ilânın 81. yıl dönümü kutlu olsun.

I914’te başlayıp bizim de Almanya’nın safında yer aldığımız I. Dünya Savaşı, 30 Ekim 1918’de yenik taraf olarak imzaladığımız Mondros Antlaşmasıyla son bulur. Ordular dağıtılmıştır. Tersaneler kapatılmıştır. Halk fakirlik ve yoksulluk içindedir.

İşte böylesine olumsuz şartlarda İstanbul’dan Samsun’a doğan güneş yurdumuzu ısıtmaya başlamıştı. 19 Mayıs ‘ta Samsun’a varan Bandırma vapuru Türkiye’nin,Türk milletinin bütün ümidini taşıyordu.

Kısa zamanda yapılan kongrelerle milletin zaten ruhunda var olan istiklâl ateşi kısa zamanda ateşlenmiş,yangından geçen ülke kurtuluş yolunda emin adımlarla yürümeye başlamıştır.

“Kuva-yı Milliye Ruhu”yla başlayan silâhlı savunma kısa zamanda düzenli ordulara dönüştürülmüştür.

Ezelden beri hürriyet duygusundan tâviz vermeyen Türk insanı,kadınıyla,erkeğiyle bu millî mücadelede yerini almış ve gereken fedâkârlığı göstermiştir.

Büyük taarruzla birlikte düşman yurttan atılmış ve Türk yurdu yeniden inşa edilmiştir.Bundan sonra yaralar sarılmış,meselelere köklü çözümlerle Türkiye düzlüğe çıkarılmıştır.

İşte bugün,o yönetimin,Cumhuriyet Bayramı’nın yeni bir yıldönümünü idrak ediyoruz.Biliyoruz ki Türk’ün ruhuna en yakışan yönetim Cumhuriyettir.Milleti efendi sayan,ona yönetimin en üst noktasına kadar getirme imkânı veren kutlu bir yolun adıdır Cumhuriyet.

Türkiye Cumhuriyeti de kendisine seçtiği bu yolda,Atatürk ilke ve inkılâplarının ışığında çağdaş medeniyet seviyesine ulaşmak için çaba göstermektedir.

Bu duygularla Cumhuriyet Bayramınızı bir kere daha kutlar,saygılar sunarım

 

 

Açılış Konuşması – II
29 Ekim 2004. Cumhuriyetimizin kuruluşunun 81.yıl dönümü.Yüreğindeki istiklâl ülküsünden başka hiçbir sermayesi bulunmayan şerefli bir milletin,

“Ben ezelden beridir hür yaşadım,hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım.”

mısralarında en güzel ifadesini bulan ve bunu kanı ve canı pahasına ispatlayan Türk’ün milli mücadeleyi kazanışının 81. bayramı.

İstiklâl mücadelesinin hangi imkân ve şartlar altında başlatıldığı iyi tespit edilirse kazanılan zaferin büyüklüğü daha iyi anlaşılır.Bir yanda,on yıla yakın bir zamandan beri savaşan ve zafer tatmamış yorgun bir ordu ve ortalığı kasıp kavuran milliyetçilik rüzgârlarının etkisiyle tabii olarak gücünü günbegün kaybeden bir imparatorluk, bunun yanında l.Dünya Savaşı’nın yenilen bir tarafı olarak kurdu çakala boğdurma sinsi plânının sonucunda paylaşılan ve paylaştırılan Türk toprakları ve birçok – ki köleliğin bir diğer adı olan- antlaşma maddesi.

İşte Türk milleti,bütün bu olumsuz şartlara rağmen, “Ya istiklâl, ya ölüm!” parolasıyla milletini şahlandıran Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde 4 yıl gibi bir zaman içinde kazandı. 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışla yakılan istiklâl ateşi, Büyük Taarruz zaferiyle bütün yurtta alevlendi.

Yazılan bu yeniden diriliş destanının hemen ardından alınan seri,çağdaş kararlarla yeni bir devlet, Türkiye Cumhuriyeti Devleti kuruldu.Yapılan inkılâp ve konulan ilkelerle kurulan Cumhuriyet’in temelleri pekiştirildi.81 yıldan beri de Atatürk ilke ve inkılâplarından aldığı ışıkla yaşıyor. Sonsuza kadarda yaşayacaktır.

Bu büyük bayramın 81.yıl dönümü hepimize kutlu olsun!

 

 

Cumhuriyetin İlânı
Cumhuriyet düşüncesi Atatürk’te çok genç yaşlarda başlamıştı.Hatta ittihatçı arkadaşları onu “Cumhuriyetçi” diye suçlamışlardı.Mustafa Kemal’a kadar cumhuriyet üzerine pek düşünce üretilmemişti.Namık Kemal bile her ne kadar cumhuriyeti övmüşse de Osmanlı İmparatorluğunda uygulanamayacağını savunmuştu,

Anadolu’da başlayan kurtuluş mücadelesinin 23 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisi’nin kurulmasıyla gerçek karakteri iyice belli olmuştu. Bu mücadelenin daha başlangıcında millî bir devlet kurulmuştu. Bu devletin ana ilkesi ve ayrıca 1931 anayasasının ilk maddesi egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olmasıydı. Bununla birlikte meclis ve hükümet de var olduğuna göre.böyle bir idarenin adı dünyanın neresinde olursa olsun.hiç şüphesiz ki “Cumhuriyet” olurdu. Fakat Mustafa Kemal bu gerçeği zamanı gelmeden açıklamamıştı. Çünkü meclis içinde onurlu.fedakâr üyeler olmasına rağmen Mustafa Kemal’e karşı çıkanlar da vardı.Bununla birlikte Mustafa Kemal Kurtuluş Savaşı’ndaki Türk milletinin bütün gücünü.istilacı düşmanlara karşı birlik halinde tutmak istiyordu.

Zamanı geldiğinde açıklanacak olan cumhuriyet fikri Mustafa Kemal’de gizliden gizliye olgunlaşırken.daha önce Ankara’nın başkent oluşunun duyrulmasıyla başlaşan bunalım 25 Ekim 1923’te iyice koy ulaştı.Mecliste büyük gürültüler oluyordu. Millet vekilleri birçok gruplara ayrılmıştı. .Bir grubun kabul etliğini diğeri kabul etmiyor, tartışınalar daha da büyüyordu. Sonunda Mustafa Kemal 28 Ekim’de bazı arkadaşlarını Çankaya’ya çağırdı.O akşam yemekte ertesi gün cumhuriyeti ilân edeceklerini söyledi. Hepsi bu düşünceyi yerinde buldular ve İsmet Paşa dışındakiler yemekten sonra hemen ayrıldılar. Mustafa Kemal ve İsmet Paşa o akşam bir tasarı hazırladılar.Ertesi gün meclisle tartışmalar devam ederken söz Mustafa Kemal’e verildi. Mustafa Kemal.özellikle anayasanın bazı maddelerinin değiştirilmesi gerektiğini açıkladı ve gece hazırladıkları tasarının okunmasını istedi.Tasarının okunmasından sonra cumhuriyetin ilân edildiğini duyan bazı millet vekilleri çok şaşırdılar. Fakat tartışmalar fazla uzun sürmedi ve cumhuriyet yoğun alkış ve “Yaşasın Cumhuriyet” sesleriyle coşkulu bir şekilde kabul edildi.

Cumhuriyetin kurulmasından hoşnut olmayanlar da vardı.Mustafa Kemal cumhuriyetin ilânından yaklaşık dört ay sonra halifeliği de kaldırarak bunları önledi.

Böylece Türk milleti halkın kendi kendine idare ettiği.iktidarın halktan ve haktan yana olan demokratik bir yönetime kesin bir şekilde kavuşmuş oldu.Karşı çıkanlar eylemlerini yine sürdürdüler. Fakat yeniliklerin karşısında yok olup gittiler.

Atatürk’ün ölümünden sonra Cumhuriyet bayrağı taşıma sırası yeni nesle geçti.Yeni insanlar taşıdı onu bugüne kadar. Yine birçok yeni insan taşıyacak Cumhuriyet bayrağını ama yalnız bayramlarda değil sonsuza kadar

 

Cumhuriyetin Emanet Edildiği Gençlik
İlkelerine bağlı,çalışkan ve vatansever bir gençlik. Atatürk’ün ideali idi. “Gençler!Benim gelecekteki emellerimi gerçekleştirmeyi üstlenen gençler! Bir gün bu memleketi sizin gibi beni anlamış bir gençliğe bırakacağımdan dolayı çok memnun ve mesudum.” derken Türk gençliğine olan sarsılmaz güvenini dile getiriyordu. Bu bakımdan gençlerimiz , Atatürk’ü gerçek anlamıyla kavramalı, onun istediği,ona layık evlâtlar olmaya çalışmalıdır.Esasen kendisi: “Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek demek değildir.Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız , bu kâfidir.” demişti. Bu sebeple gençler için Atatürk’ü tanımak;ancak onun düşüncelerini ve duygularını gerçekten iyi bilmek ve bunları benimsemekle mümkündür.

Atatürkçülükle vatanın bütün ümit ve geleceği genç nesillerin anlayış ve enerjisine bağlanmıştır. Zira Cumhuriyeti yükseltecek ve devam ettirecek olan,gençlerdir. Bu sebepledir ki Türk bağımsızlığını ve Türk Cumhuriyeti’ni sonsuza kadar koruma görevi onlara emanet edilmiştir.

Atatürk’ün kastettiği ve özlediği gençlik,ayrı ayrı idealler peşinde koşan, bölünmüş ve parçalanmış bir gençlik değildir. Aksine,bütünüyle Türk milletinin ortak eğilimlerini temsil eden, Atatürkçülük dışında hiçbir yabancı akımın, hiçbir yabancı ideolojinin esiri olmayan bir gençliktir. O gençlik ki memleketin geleceğini çizecek, yarınki Türk toplumunun temellerini daha da sağlamlaştıracaktır. Bunun içindir ki Türk gençliği bir fikir gençliği, bir inanç gençliği,bir ideal gençliği oluşturmalıdır.

Atatürk,gençliğin bu niteliklerle, bu duygularla yetişmesinde,bu kutsal görevi yerine getirme şerefini Cumhuriyet öğretmenlerine bırakmıştı.Şu sözleri bu bakımdan değer taşımaktadır “Memleketi ilim,kültür,iktisat ve bayındırlık sahasında da yükseltmek, milletimizin her hususta pek verimli olan kabiliyetlerini geliştirmek, gelecek nesillere sağlam, değişmez ve olumlu bir karakter vermek gerekir.Bu kutsal amaçları elde etmek için savaşan aydın kuvvetlerin arasında öğretmenler en mühim ve nazik yeri almaktadır.”
Bu duygu ve düşüncelerle bayramınızı tekrar kutlar, saygılarımı sunarım

 

Atatürk’ten Vecizeler
-Cumhuriyetin temeli Türk toplumudur.Bu toplumun fertleri ne kadar Türk kültürüyle dolu olursa,o topluma dayanan Cumhuriyet de o kadar güçlü olur.

-Cumhuriyet ahlak üstünlüğüne dayanan bir ülküdür;Cumhuriyet erdemdir.

-Türk milletinin yaradılışına ve alışkanlıklarına en uygun düşen yönetim,cumhuriyet yönetimidir.

-Cumhuriyet,düşünce hürriyetinden yanadır.İçten geldikçe ve doğru yolda bulundukça her düşünceye saygı duyarız. Bütün inançlar bizce saygıya değerdir.

-Yeni Türk devleti bir halk devletidir:halkın devletidir.
-Benim naçiz bedenim bir gün elbet toprak olacaktı r. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşayacaktır.

-Türkiye Cumhuriyeti,yalnız iki şeye güvenir: Biri millet kararı,öteki acıklı ve güç şartlar içinde dünyanın takdirini kazanan ordumuzun kahramanlığı.

-Cumhuriyet;düşünür,bilgili,kültürlü,sağlam vücutlu ve yüksek karakterli koruyucular ister.

-Önemle ve ciddiyetle derim ki,Türkiye Cumhuriyeti,kutsal tanıdığı istiklâlini ve hakimiyetini savunmada hoşgörülü olamaz.
-Hükümet millettir ve millet hükümettir. Artık hükümetle millet arasında geçmişteki ayrılık kalmamıştır.

-Biz yaşamak isteyen, haysiyet ve şerefiyle yaşamak isteyen bir milletiz.

-Gençler,Cumhuriyeti biz kurduk.Onu siz yaşatacak ve devam ettireceksiniz.

-Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemiyle devlet şekli demektir.

-Cumhuriyet,bilhassa kimsesizlerin kimsesidir.
Benim için en büyük korunma noktası ve bağışlanma kaynağı milletimin bağrıdır

 

Cumhuriyetçilik İlkesi
Devletin yönetilmesinde çeşitli şekiller vardır. Sözgelimi bir aile ve soydan gelenlerin devleti yönetmesine monarşi, soylu bir sınıfın devleti yönetme şekline oligarşi denmiştir. Bu yönetim şekillerinde esas olan baştaki yöneticilerin istekleridir. Halkın istekleri hiç önemli değildir. Halk, soylu ailenin isteklerini yerine getirmek zorundadır.

Demokrasiye gelince, halkın halk tarafından yönetilmesidir. Bugünkü demokrasi eski Yunanca’da “Demos” halk ve “Kratein” kelimelerinin birleşmesidir. Meydana gelen “Demokratla” kelimesinin karşılığıdır. Siyasi kararların doğrudan doğruya bütün vatandaşların oylarının çoğunluğu ile olmadığı bir hükümet şeklidir. Demokraside en modern ve akla , mantığa tamamen uygun hükümet şekli Cumhuriyettir. Bu idarede son söz milletin, uygulama, meclisindir. Milletin vekili olan meclis her türlü kanunu yapar. Hükümetine güvenir ve yürütme görevini ona verir. Zira bu idarede, kuvvetler ayrılığı dediğimiz “yasama-yargı-yürütme” tam bağımsız ve haksız olarak görev yapar. Millet hakimiyetini”; devlet idaresine katılmasını anayasada belirtilen zamanlarda, oyunu kutlanarak yapar.
Mustafa Kemal bir Cumhuriyet aşığı idi. Gençlik yıllarından itibaren memlekette cumhuriyet yönetimini kurmayı düşünüyordu. Büyük bir lider olan Mustafa Kemal, bu düşüncelerini hep kendinden sakladı. 23 Nisan 1920’de açtığı Türkiye Büyük Millet Meclisi her şeyi ile bir cumhuriyet yönetimi olduğu halde zamanı gelmeden adını koymadı. Yeni Türk devleti gerçek adına 29 Ekim 1923’te kavuştu.

Cumhuriyet ilkesi öteki ilkelerle birlikte 1924 Anayasasında yer almıştır; ancak onlara üstün tutulduğu şöyle belirtilmiştir: “..Bu kanun devlet şeklinin Cumhuriyet olduğuna dair olan birinci maddesinin değiştirilmesi veya başka şekle konulması teklif dahi edilemez.” Bu durum 1961 ve 1982 Anayasalarımızda aynen konmuştur. Cumhuriyetçilik ilkesine üstün değer verilmesinin dört ana nedeni vardır:

a)Atatürk ilkelerinin en kapsamlı Cumhuriyetçilik ilkesidir. Çünkü Cumhuriyet yönetimi olmadan diğer ilkeleri uygulamak mümkün değildir.

b)Yeni Türkiye devleti Türk milletinin kendi adına ve Cumhuriyet adıyla kurulmuş olduğu ilk devlettir Daha önce kurulan Türk devletleri hanedan devletleridir. Teşkilâtları ve izlemiş oldukları siyasetler hanedan kurucularına göre adlandırılmış ve değerlendirilmiştir.

c)TBMM’nin kuruluşu ile “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” diye belirtilmiştir ve değerlendirilmiştir.
d)Cumhuriyetçilik ilkesinin kapsamına giren bir başka kavram da çağdaş anlamlı ”VATAN’ kavramıdır. Vatan Türk milletinin bugünkü sınırlar içinde yaşadığı yurttur.
Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet yönetimini sarsacak, onun yıkılmasına yol açacak bütün tehlike kapılarım kapattı. Türk inkılâbı denilen bütün gelişmeler cumhuriyetin korunmasına, yücelmesine yönelik tedbirlerdir

http://bilelimmi.com/cumhuriyet-bayrami/

http://bilelimmi.com/29-ekim-cumhuriyet-bayrami-konusmasi-1/

http://bilelimmi.com/onuncu-yil-marsi/

 

Bu yazı 24 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Kategoriler
http://bilelimmi.com/bilelimmi-com-hakkinda/ http://bilelimmi.com/iletisim/