1905 RUSYA AYAKLANMASI

Paylaş
 

1905 RUSYA AYAKLANMASI

Rusya’da 1905 ayaklanması sonucunda kurulan parlamento ülkede demokrasinin yerleşmesini sağlayamamıştı; 1905 olayları 1917 devriminin provası olacaktı.

Rus Çarı, II.Nikola 1905 Ekiminin sonlarında başlayan ve bütün üretimi durdurarak ulaşım ve haberleşme sistemini felce uğratan genel grev üzerine. 30 Ekim’de bir meşrutiyet yönetiminin kurulacağını bildiren manifestoyu yayınlamak zorunda kaldı. Çarın danışmanlarından Kont Sergei İmtte’nin (1849-1915) hazırladığı manifestoda, seçime dayalı bir parlamento kurulacağı vaat ediliyordu.

XX. yüzyıl başında Rusya Avrupa’da mutlak monarşiyle yönetilen tek ülkeydi. Rus halkı Çarlığın kuruluşundan beri keyfi ve zorba bir otokrasiden başka bir rejim tanımamıştı. Monarşi, siyasal ağırlığı olan bağımsız bir orta sınıfın bulunmayışından alıyordu gücünü. Çarlık, boyarlar adı verilen geleneksel Rus aristokrasisini bazen zorbalıkla ezmiş, bazen de toplumsal ayrıcalıklar (vergiden ve devlet hizmetinden bağışıklık gibi) tanıyarak etkisizleştirmiştı.

Çarlık, boyarların iktidarının yıkıntıları üzerinde bir “hizmet soyluları sınıfı” oluşturmuştu. Bu sınıf, askeri ve sivil bürokrasinin üst kademelerinden oluşuyordu Çarlık, sürekliliğim, bir yandan kendisine karşı duran bir gücün yokluğuna borçluydu, ama öte yandan da dev bir bürokrasiye dayanıyordu. Bürokratik hiyerarşinin sekizinci basamağına çıkabilenler, otomatik olarak soyluluk unvanı alıyorlardı. Böylece. soydan gelme ayrıcalıklara sahip olmayan, yalnızca Çara yaptıkları hizmetlerden ötürü kendilerine ünvan ve toprak verilen bu memur aristokrasisi, monarşiye kesin olarak bağlıydı. Kısaca. Çar ve dayandığı bürokrasi ile büyük köylü yığınları arasında bir uçurum vardı.

Rus Köylüsü XIX. yüzyıl sonunda Rusya’da nüfusun yüzde 90’ı köylerde yaşıyordu. Batı’da yüzyıl önce sanayileşme başladığı halde Rusya hâlâ geri bir tarım ülkesiydi. Batı Avrupa’da XVII. yüzyıldan sonra feodalizm tasfiye edilirken, Rus tarımında son üçyüz yılda feodalizm daha da yerleşmiş bağımsız küçük çiftçiler sertleştirilmişti. Toprak sahiplerine borçlarını ödeyemeyen küçük çiftçiler özgürlüklerinden vazgeçerek onların hizmetine girmek zorunda kalıyorlardı. Çarlık da soyluları kendine bağlamak için özgür köylüleri onlara teslim ediyordu.

Başlangıçta serflik kölelikten farklıydı: sertler toprak sahibinin malı değil, ekip biçtikleri toprağın “demirbaşı” idiler. Toprağın ayrılması, vergi ve borçların toplanması gibi işler mir adı verilen geleneksel köy topluluğunun denetimindeydi. Ama sonraları Rus sertlerinin durumu köleliğe çok yaklaşmış, toprak sahipleri sertlen sürgün etme, satma, hatta öldürme hakkına sahip olmuştu. Kumar masalarında sertler alınıp veriliyordu.

Sertlik kurumu, ekonomik gelişmeyi de önlüyordu Sert emeği ücretli emek kadar üretken değildi. Köylüler toprağa bağlı kaldıkları sürece, yeni kurulan fabrikalara işçi bulmak da güçleşiyordu. Öte yandan, Rus köylüsünün korkunç yaşama koşulları, zaman zaman parlayan isyanlara yol açıyordu. Geniş köylü kitlelerinin katıldığı Pugaçev ayaklanması (1773-74) reform zorunluluğunu ortaya koymuştu. Ama Çarlık, toplumsal yapıyı sarsacak bir dönüşümden korkuyordu 1842’de . Nikola (1796-1855) “sertlik bugünkü biçimiyle kuşkusuz korkunç bir afettir; yine de buna çare bulmaya kalkışmak, olduğu gibi bırakmaktan daha da zararlıdır” diyordu.

1861 de II. Aleksandr’i (1818-1881) sertliği kaldırmaya yönelten, ülkenin kendi içindeki ekonomik ve siyasal etkenlerden çok, dış politikaya ilişkin nedenlerdi.

Reformlar ve Sanayileşme

Rusya XVIII. yüzyılda dev ordusuyla Avrupa’nın en güçlü ülkelerinden biriydi. Napolyon’un yenilmesi ve 1849 Macar devrimınin bastırmasında en büyük rolü oynayarak ‘ Avrupa’nın jandarması” haline gelmişti. Ama 1856’da Kırım Savaşında aldığı yenilgi, bu dev koylu ülkesinin zaaflarını açığa çıkarmıştı: sadece insan gücüne dayalı bir ordu, Batı’nın ağır sanayiden güç alan modern orduları karşısında etkisiz kalıyordu. Reform ve modernleşme gerekliydi: sanayileşme hızlandırılmalı, serilik kaldırılarak rejime bağlı bir küçük köylü sınıfı yaratılmalıydı. Boylece 1861’de köylüler azat edildi; II Aleksandr, “sertliğin aşağıdan gelen bir hareketle kalkmasını beklemektense. onu bizim kaldırmamız daha iyidir” diyordu.

Ancak sertliğin kaldırılışı, köylünün durumunu düzeltmedi. İşlediği toprak ancak çok yüksek bir fiyat karşılığında kendisinin oluyordu Çoğu zaman, köylülere bırakılan topraklar, eskiden işlediği topraklardan daha azdı. 1878’de yapılan bir sayım, 1861 de azatlanan 21 milyon serfın yarısının asgari geçim düzeyinin altında yaşadığını ortaya koymuştu. Bazı yerlerde, köylüler hukuksal olarak özgür olmakla birlikte, fiilen sert koşullarında çalışıyorlardı Reformdan amaçlanan sağlanamamıştı

1860’larda demiryolu yapımı ile başlayan sanayileşme hamlesine devlet öncülük etmişti: Rus aristokrasisi gelirini yatırıma değil, lüks tüketime ayırıyordu; orta sınıf da büyük yatırımlara girişecek ölçüde gelişmiş değildi.

Oysa Rusya. Batıya yetişmek için en ilen ve pahalı teknolojiyi ithal etmek zorundaydı. Bu da. kısa sürede, yabancı sermayenin Rus sanayiine girmesine yol açmıştı. Yüzyılın son 10 yılında sanayideki hızlı büyüme. Maliye Bakanı Kont Witte’nin yabancı sermayeyi ülkeye çekme çabalarının sonucuydu. 1870-1900 döneminde, Rusya’da çalışan şirketlere yatırılan yabancı sermaye on kat artmıştı, önceleri, bankacılık ve demiryolu yapımına ilgi gösteren yabancı sermaye, 1890 dan sonra madencilik ve imalat sanayine yönelmişti. Yabancı sermaye ülkeye gelirken, dönemin en gelişmiş teknolojilerini de getiriyordu. Geri bir tarım okyanusunun ortasında, dev fabrikaların bulunduğu yoğun sanayi adaları oluşmuştu. Rusya, bir bakıma, genliğini bir avantaja dönüştürüyordu: İngiltere gibi sanayileşmeye ilk başlayan ülkelerin geçirdiği ara aşamaların üzerinden atlayarak. Batıdan doğrudan doğruya en ileri teknikleri alıyordu 1901’de Rusya’daki sanayi işçilerinin yüzde 31’i, binden çok işçi kullanan fabrikalarda çalışmaktaydı. İşçilerin büyük işletmelerde toplanmış olmaları, onlara toplam sayılarıyla orantılı olmayan bir etkinlik kazand rıyordu. Büyük fabrikalardaki işçiler, sorunları kalabalık bir ortamda tartışma olanağını buluyorlardı. Bu sorunların başında, fabrikalardaki sağlıksız çalışma koşulları, kentlerde yeterli barınma olanaklarının bulunmayışı, çok düşük ücretler ve en önemlisi de 16-18 saati bulan işgünü geliyordu. Grev yasaktı, sendika kurmak yasaktı. İşçiler bu koşulara karşı 1880’lerden itibaren yasadışı direniş ve grevlere başlamışlardı.

1900’de maden işçileri greve gitmişler. 1902’de grevler büyük sanayi kentlerine yayılmış 1903’te de Güney Rusya’ca bir genel grev meydana gelmişti. Otokrasiyi güçlendirmek amacıyla başlatılan sanayileşme, tam ters sonuçlara yol açmıştı: içeride işçi hareketleri rejimin güvenliğini sarsarken, yabanc sermayeye bağımlılık da Rusya’yı dış ittifaklara (1904’te Fransa ile yapılan anlaşma) girmeye, bağımsız rolünü yitirmeye zorlamıştı

Baskı ve Muhalefet

Toprak ve sanayi alanında görülen çelişki. 1850’lerden sonra girişilen diğer reformlarda da görülüyordu. XIX. yüzyılın başından itibaren kamu hizmetleri ve devlet örgütleri genişletilmiş ve 1804 te kurulan üniversitenin mezunlarına yem ış olanakları açılmıştı. Ama Rusya’nın Batıya açılmasıyla birlikte bu aydın azınlık içinde liberal eğilimler de başlamıştı Aydınlardan gelen ilk tepki, Avrupa’da eğitim görmüş genç subayların Çara liberal bir anayasa benimsettirmek amacıyla 1825’te giriştikleri darbeydi. Bu darbe bastırıldktan sonra Rusya’da siyasal baskı artmış, ama 1860’lardan sonra muhalefet yine şiddetlenmişti. Muhalefetin bir kanadı, II.Aleksandr’ın kurdurduğu zemsrvo’larda (eyalet meclisleri) toplanan liberal eğilimli toprak sahipleri ve tüccarlardan oluşuyordu. Zemstvo lar. hükümetin geri bıraktırdığı ilköğretim şebekesini yaymak için çalışıyorlar, liberal bir anayasanın benimsenmesini istiyorlardı. Ancak Rusya’da parti kurmak yasak olduğu için, liberaller örgütlenemiyordu. Ama muhalefetin güçlü kanadını aydınlar ve özellikle öğrenciler oluşturuyordu. Bunlar 1850 lerden sonra yurt dışında öğrenim gördükleri sırada. Lavrov, Herzen ve Bakunin gibi bir önceki kuşağın radikal ve anarşist düşünürlerinden etkilenmiş romantik devrimcilerdi. Bakunin ve Herzen bu gençlere okulları bırakıp halkın ve köylülerin arasına karışmayı özetlemişlerdi. 1873’te hükümet bj öğrencileri geri çağırınca onlar da köylere gitmek ve halkı eğitme çabasına girişmek olanağı bulmuşlardı. Ama bu çaba köylüler tarafından soğuk karşılanmış ve 1000’e yakın öğrenci tutuklanmıştı. Bu başarısızlıktan sonra. Narodnikler (halkçılar) adıyla tanınan bu akımın bir bölümü terörizmi benimseyerek “Toprak ve Özgürlük adıyla bir gizli örgüt kurmuşlardı. 1878 den sonra hükümet yetkililerine karşı düzenlenen suikastler kolayca onlenemeyince Çar II. Aleksandr kamuoyundan destek istemiş. zemstvo temsilcileri de anayasa ve siyasal özgürlükler kabul edilmeden rejimle işbirliği yapmayacaklarını bildirmişlerdi. 1881 de teröristler bir suıkastte II. Aleksandr’ı öldürmüşlerdi

Yeni Çar  Aleksandr’ın (1845-1894) başdanışmanı K.P. Pobyedonosçev (1827-1907) “Rusya’da en kanlı kargaşa bile bir anayasadan iyidir” yolundaki görüşünü Çara kabul ettirmişti. Bu dönemde, her türlü liberal düşünceye sert bir sansür uygulanacaktı. 1895’te taç giyen II. Nıkola (1868-1918) da. otokrasiyi ödünsüz sürdürmeye kararlıydı: zemstvo temsilcilerinin yönetimde söz sahibi olması düşüncesini “budalaca bir hayal” olarak niteliyordu.

Ama bu arada muhalefet de örgütleniyordu. Özellikle öğrenciler arasında belirgindi bu: 1900’de yapılan büyük öğrenci gösterilerine bazı işçiler de katılmıştı 1902’de çeşitli Narodnik gruplar İsviçre de bir kongre yaparak birleşmişler ve “Sosyalist Devrimciler Partisi (SD’ler) adını almışlardı. SD’ler, Rusya’nın geleneksel köy topluluğuna (mir) dayalı bir köylü sosyalizmi kurabileceğini, sanayinin ve sanayi işçilerinin önemsiz olduğunu savunuyorlardı Aynı dönemde. Rusya’da Narodnıklerden kopan ilk Marksist gruplar da oluşmuştu. Eski Narodnik teorisyen Georgiy Plekhanov’un (1856-1918) yazılarından etkilenen bazı aydın ve işçiler Rusya’da gizli Marksist gruplar oluşturmuşlardı. Bu gruplar 1898 de Minsk’te yaptıkları bir kongrede bırleşerek Rus Sosyal Demokrat İşçi Partisi”ni kurmuşlardı (RSDİP). Öte yandan, zemfsvo’lardaki burjuvazinin temsilcileri de 1900’de yasadışı “Özgürlük Birliğini ” kurmuşlardı Bunların yanı sıra. İmparatorluk içindeki azınlık uluslar da 1860’lardan itibaren milliyetçi, liberal ya da sosyalist partiler oluşturmuşlardı. Butun bu hareketlerin uzun dönemli amaçları farklı olmakla birlikte, kısa dönemde hepsinin ortak hedefi birdi: otokrasinin yıkılması.

Kanlı Pazar ve ilk Parlamento

Çarlık. Japonya ile savaşa hem Uzakdoğu’daki durumunu sağlamlaştırmak hem de ülke içindeki muhalefeti dış hedefe yöneltmek amacıyla girişmişti. Başlangıçta bu plan kısmen başarılı olmuş, 1903’te grevlere 87 bin işçi katılırken. 1904’te bu sayı 25 bine düşmüştü. Ama savaş için katlanılan özveriye karşın, vaat edilen askeri zaferin yerine tam bir çöküş gelince, halk kitleleri arasında kıpırdanmalar başlamıştı.

İlk çatışma bir pazar günü, 22 Ocak 1905’te oldu. O gün Gapon adlı bir papazın önderliğinde 200.000’e yakın insan Petersburg’da Kışlık Saraya doğru barışçı bir yürüyüşe geçmişlerdi. Yürüyüşçüler, devrim şarkıları değil ilahiler ve en çok da “Tanrı Çarı Korusun” diyen Rus Ulusal Marşını söylüyorlardı Başlarındaki Papaz Gapon da rejimin muhalifi değildi; işçileri denetim altına almak amacıyla, polisin bilgisi içinde kurulan “Rus Fabrika İşçileri Birliğim” örgütlemişti. Yine de yürüyüş tam bir bayram alayı sayılmazdı; ağırlığını o sırada grevde bulunan Putılov fabrikası işçileri oluşturuyordu. İşçilerin yakınma ve dileklerini dile getiren Gapon’un kaleme aldığı 135.000 imzalı bir dilekçe Çar’a şöyle sesleniyordu; “Efendimiz, biz Petersburg işçileri ve halkı… hakkı, adaleti ve yüksek himayenizi istemeye geldik huzurunuza. İstediğimiz şundan ibaret: 8 saatlik ış günü, günde bir ruble asgari ücret, fazla mesainin kalkması… Efendimiz, halkınela aranızdaki duvarı yıkın. Emredin, genel, eşit ve gizli oyla Kurucu Meclis seçimleri yapılsın”.

Oysa Çar bu “duvarı” kaldırmayı değil, tam tersine kalınlaştırmayı düşünüyordu. Yürüyüşçülerin saraya yaklaştırmaması için emir verildi; kalabalık dağıtılacaktı. Kanlı Pazardan sonra grev ve gösteriler hızla yayıldı. Ocak sonunda grevde 400 bin işçi vardı; birkaç ay içinde bu sayı 2,5 milyonu buldu. Grevlerde anayasa ve kurucu meclis gibi siyasal talepler öne geçmişti. Ote yandan, İmparatorluğun Rus olmayan ulusları da grev ve gösterilerle, bağımsızlık talepleriyle harekete katılmışlardı. Köylerde de topraksız, yoksul köylüler efendilerinin mülklerini yakıp yıkmaya başlamışlardı Bu arada. SD’ler de yeniden teröre girişerek Çar’m amcasını ve Moskova askeri valisini öldürmüşlerdi.

 

Mayıs sonunda Tsuşıma yenilgisinin haberi gelince muhalefet daha da yayıldı; o zamana kadar hareketsiz kalan Rus orta sınıfı, doktorlar, öğretmenler, mühendisler, vb. dernekler kurarak kendi taleplerini one sürmeye başladılar. Bu dernekler, liberal politikacı Pavel Milyukov un (1859-1943) önderliğinde birleşerek Birlikler Birliğini kurdular Bu arada, RSDİP de toplanmış olan sosyalistler de gösterilere katılıyorlardı Bununla birlikte ne liberaller, ne SD’ler ne de sosyalistler hareketi denetim altına alamıyor, hareket kendiliğinden bir gelişim gösteriyordu.Çarın danışmanlarından Witte, ona otokrasinin ayakta kalması için bazı ödünler vermesinin zorulu olduğunu söylemişti. Halkın istekleri, tek dereceli eşit ve gizli oyla seçilecek bir kurucu meclis noktasında toplanıyordu. Şubattan sonra Karadeniz donanmasına bağlı Potemkın zırhlısının askerleri de isyan edince Çar durumun ciddiyetini anlar gibi olmuştu. 20 Ekim de demiryolu işçileri greve gitti. Onları bütün işkollarında çalışan işçiler izledi. Ekim sonuna doğru İmparatorluk Balesi bile greve katılmıştı. Genel grev önceden planlanmış değildi. Hiçbir parti ya da örgüt yönetmiyordu grevi. Bununla birlikte, 26 Ekimde, ‘Petersburg İşçi Temsilcileri Sovyetı aaıyıa bir merkezi yönetim organı oluşturdular. Sovyetteki her delege 500 işçiyi temsil ediyordu. Sovyetin yönetim kademesinde Leon Troçki (1878-1940) gibi Marksistler vardı.

Sovyet kent için gerekli hizmetlerin sürdürülmesini de sağladığı için kısa surede bütün halk üzerinde de otorite sahibi olmuş ve Moskova gibi kentlerde de sovyetler kurulmaya başlanmıştı. Sovyetin giderek bir devrim hükümetine dönüştüğünü ve otokrasinin denetimi yitirdiğini gören Çar. isteksizce de olsa 30 Ekimde. Witte’nin yazdığı bildiriyi imzaladı. Bildiride geniş tabanlı seçimle bir parlamento kurulacağı ve onun onayı olmadan hiçbir yasanın çıkarılmayacağı açıklanıyordu. Aynı zamanda, bir bakanlar kurulu ve başbakanlık makamı kuruluyor ve Witte ilk başbakan oluyordu.

Bu vaatler, devrimcilerin istediği kurucu meclisin çok gerisinde kalmakla birlikte, ayaklanmış kitlelerin yatışmasını sağladı. Öte yandan, liberaller de durumdan pek memnun değillerdi ama. devrimin kendilerini aşmak üzere olduğunu gördükleri için yeni sistemi kabullendiler. P.Mılyukov gibi politikacılar, eski “Özgürlük Birlıği ‘ne dayanarak Anayasacı Demokratlar Partisi ni [Kadetler) kurdular.

Ekim Bildirisi amacına ulaşmış devrimin ayağını yerden kesmişti Petersburg Sovyetı kitleler üzerindeki otoritesini hızla yitiriyordu. Kamuoyuna egemen olan yem hava içinde halkın önemli bölürr.ü işinin başına dönerken sovyet de genel greve son verdiğini açmamak zorunda kaldı. Ama sovyet önderlerinin bir bölümü hâla bir silahlı ayaklanma ve “demokratik cumhuriyet “ten söz ediyorlardı.

Kasım ayında sovyet genel grev çağrısı yaptı ama buna uyanların sayısı çok olmadı. 16 Aralıkta Witte Sovyetin bütün üyelerini tutuklattığı  zaman buna büyük bir tepki gelmedi. 23 ‘ Aralıkta Moskova Sovyeti bir silahlı ayaklanma girişimi yaptı. Ama kitle desteği yetersiz olduğu için hükümet ayaklanmayı kolayca bastırdı. 1905 devrimi bitmiş, otokrasi ayakta kalmıştı

1906 Nisanında yapılan seçimleri sosyal Demokratlar ve Narodnıkler (SD’ler) boykot ettiler. Kadetler ise ustaca bir seçim kampanyası ile ilk Duma’da en çok sandalye kazanan parti oldu Duma’da ikinci büyük grup. SD’lerin seçimi boykot etmeyen kanadı olan Trudovikleröi (Emek grubu). Sosyalistler de seçime katıldıkları tek eyalet olan Gürcistan’da çoğunluğu almışlardı. İlk Duma’daki merkez-sol çoğunluk, radikal reformlar öneriyordu: büyük toprak mülkiyetinin bölünerek çiftçilere dağıtılması, etnik ve dinsel azınlıkların haklarının yasallaştırılması, bütün siyasal mahkûmlar için af çıkarılması Oysa Çar daha mayıs ayında yayınladığı İmparatorluk Temel Yasası” adlı belgede. “Bütün Rusya İmparatoru mutlak iktidarın sahibidir” diyerek yetkilerini paylaşmaya niyetli olmadağını gösteriyordu. Çar ayrıca üyelerinin yarısı kendisi tarafından atanacak bir üst meclis kuruyor, savaş ilanı ve Duma’nın dağıtılması yetkilerini elinden bırakmıyordu Bakanlar Duma’ya değil Çar a karşı sorumlu olacaklardı.

Bütün bu sınırlamalara karşın Çar Dumanın varlığından rahatsız oluyordu. Dumanın ilk toplantısından önce, mayıs sonunda, Witte’yi görevden alarak yerine sertliği ile tanınan bir valiyi, P.A. Stolipirii (1862-1911) getirdi. Temmuz ayında da Duma’yı dağıttı Sosyalistlerle Narodniklerin katıldığı ikinci seçimlerde en sol partiler (RSDİP, SD’ler ve Kadetler) sandalyelerin yarısına yakın bölümünü kazandılar. Otokrasinin böyle bir meclisle işbirliği yapması olanaksızdı. 16 Haziran 1907’de ikinci Duma da dağıtılacaktı. Rusya’da demokratik deney başarısız kalmıştı.

 

Bu yazı 128 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Kategoriler
http://bilelimmi.com/bilelimmi-com-hakkinda/ http://bilelimmi.com/iletisim/