1535  YILINDA FRANSA İLE YAPILAN BİRİNCİ KAPİTÜLASYON

Paylaş
 

1535  YILINDA FRANSA İLE YAPILAN BİRİNCİ KAPİTÜLASYON

Fransa Kralı François’nın kâtibi olup OsmanlIların padişahı Sul­tan Süleyman’ın memleketine elçi sıfatiyle gönderilen Jane de La- foure’nün İstanbul’da bulunduğu sırada, yâni 941 hicri yılının Recep ayında ve Şubat 1535’de elçi ile Osmanlı Padişahının vekil-i muttaki Sadrazâm İbrahim Paşa arasında vukua gelen bir görüşmede, sa­vaşların zararları ve buna karşılık barışın salladığı refah ve huzûr ve emniyet hakkında uzun uzadıya konu edilmiş ve sonuçta barışın savaşa tercih olunduğuna herikisince de kanaat getirilmiştir. Bunun üzerine taraflar heriki memleketin refah ve mutlulukları için aşağı­daki hususları karar altına almışlardır.

Şöyleki:

  • — İki hükümdar adına, hükümetleri arasında karşılıklı güve­ne dayalı bir barış ve samimî bir antlaşma yapılmıştır. İki hüküm­darın yaşantıları boyunca sürecek olan bu barış ve antlaşma taraf­ların yönetimindeki tüm krallıklara, imaretlere, eyâletlere, kal’alara, beldelere, limanlara, iskelelere, merkezlere, adalara kısacası şu sı­rada ülkelerinin yarar sağlama alanı içinde bulunan ve gelecekte bu alana girecek olan tüm bölgelere ve topraklara da uygulanacak­tır. Bununla birlikte iki hükümdar kendi uyruğundan olan ya da on­lara haraç veren tüm iş sahipleri -ister kendi adlarına ticaret yap­sın, ister başkasının adına bazı emteayı almaya ve satmaya yüküm­lü bulunsunlar- eşya ve mallarını yanlarına alarak iki hükümetin top­raklarında güvenlik içinde ve serbestçe oturmaya, gidip gelmeye ve halk ile ilişki kurmaya, onlarla iş yapmaya yetkili olacakları gibi bun­lar hükümetlerin egemenliğine uyan tüm denizlerde silahla donatıl­mış ya da. silahsız gemilerle serbestçe ve güvenlilik için gidip gele­bileceklerdir.
  • — İki hükümdarın ülkelerinde -yasak eşya dışında- hertürlü malı alıp satmaya, değiştokuş etmekte ve kara ve deniz yoflariyle taşımakta tümüyle serbest olacaklardır. Ticaret için Fransa’da bu­lunan Osmanlı uyruğu, Fransızların eskiden beri yükümlü oldukları vergiler ve geleneksel yükümlülüklerden fazla bir şey vermeyecekleri

 

gibi OsmanlI memleketlerinde aynı amaçla oturan ve gidip gelen Fransa uyruğundan, tüm OsmanlIların ödeme zorunluğunda olduk­ları vergiler ve olağan yükümlülükleri dışında bir şey istenmeyecek ve bunlar angaryaya tâbi tutulmayacaklardır. (Başka bir yükümlülük uygulanmayacaktır).

  • — Şu sırada İskenderiye’de bulunan Fransız konsolosunun üslendiği görevlere benzer görevlerle bir Fransız Yargıcı (Baille) Fransa Kralı tarafından İstanbul’a ve OsmanlI memleketlerinin başka bir yerine gönderildikte karşılanacak ve gereken resmi tören yapı­lacaktır. Bu yargıç Fransa kralının uyruğu olan tüccar ve diğer halk arasında meydana gelecek dava ve anlaşmazlıkları ve bunlarla ilgili hukuk ve ceza işlerine kendi memleketinde yürürlükte olan yasalara ve dinî kurallara uyarak bakmaya yetkili olacaktır. Hiçbir kadı ya da subaşı Fransızları bu gibi işleri için kendi yargıçlarına başvurmaktan ya da yargıcı gereken adaleti uygulamaktan alıkoyamayacaktır. Şu kadar ki, Fransalı yargıç tarafından çıkarılacak celblere, müzekke­relere ya da verilen hükümlere Fransızların uymamaları durumunda gereken yasal işlemlerin uygulanması ve hükümlerin yerine getiril­mesi için Subaşı’lara ve öbür memurlara başvuruldukta bunlar Fran- salı Yargıç’ın işlerini kolaylaştırmaya ve kendisine yardımcı olarak gereken kolaylığı göstermeye zorunlu olacaklardır. Fransa kralı uy­ruklusu olan tüccar ve başka kimseler kendilerine ait davaların Osmanlı mahkemelerinde bakılmasını isteseler bile bunların istek­leri kabul edilmeyecektir. Ve eğer bu yolda bir istekte bulunan bir ya da birkaç Fransızın iste&i kabul edilerek davaların bakılmaya kal­kışılır ise çıkacak hüküm yok sayılacaktır.
  • — Fransa uyruklusundan biriyle Padişah’ın doğrudan doğ­ruya uyruğunda bulunan ya da haraç vermekle yükümlü olan bir kişi arasında medenî hukukla ilintili bir sorundan dolayı bir dava konusu ortaya çıktığında, Osmanlı uyruğundan olan kimse karşı tarafın el yazısiyle yazılmış bir belge ile; ya bir kadı, ya da Osmanlı memleketlerinde oturan bir Fransız yargıcı ya da konsolos tarafın­dan verilmiş bir hüccet ibrazından âciz kalırsa, hasmı olan Fransız celb ve yargılanaınayacağı gibi hiçbir suretle tedirgin edilmeyecek­tir. Gene bu gibi evrcık ve belgeleri bulunmayan Osmanlı uyruğunun Fransızlar aleyhindeki tanıklığı Osmanlı memleketlerinin hiçbir ye­rinde geçerli olmayacaktır. Kadılar, subaşılar ve diğer memurlar,

Fransa konsolosu tercümanlarından biri hazır olmayınca Fransız uyruklu kimseyi ne sorguya çekebilecek, ne de yargılamak hakkına sahip olabileceklerdir.

  • — Fransız uyruklu olan tüccar ve diğer kimseler cezaî işler­den dolayı da Osmanlı uyruklular tarafından kaadıların ve diğer adliye memurlarının karşısına çağrılamayacaklardır. Bu gibilere ait ceza davasına bakmak, kaadılar ile öteki Osmanlî adliye memur­larının yetkileri dışındadır. Davayı gerektiren bir cezaî sorun İstan­bul’da ortaya çıkmışsa taraflar hemen BabIâli’ye gönderilecek, böyle bir sorunun taşrada ortaya çıkması durumunda bunlar Zat-ı Şahâ- ne’nin en büyük vekili olan kişinin karşısına çıkarılacaklardır. İki tarafın birbiri aleyhindeki ifade ve tanıklıkları ancak bu gibi makam­larda geçerli ve dinlenilir olacaktır.
  • — Fransa uyruklu olan tüccar ile yanlarındaki memur, hade­me ya da diğer kimseler din ve mezheblerine ait konular ve işlerden dolayı kaadılar, sancak beyleri ve subaşılar tarafından yargılanama- yacaklar ve tedirgin edilmeyeceklerdir. Bu gibi işleri çözümleme hakkı BabIâli’ye ait olacaktır. Fransızlar, geleneklerini ve kutsal ki- tablarını gözetmeleri bakımından tümüyle serbest bırakılacaklardır. Eğer vicdanî isteğiyle İslâm dinini kabul etmemiş ve mezhep değiş­tirmemişse hiçbir Fransız İslâm sayılmayacaktır; keyfiyetin zorlama- sız ve baskısız alması şarttır.
  • — Fransız uyruklu olup Osmanlı memleketlerinde oturan ve gidip gelenlerle gemilerde bulunan tayfalar zorla yakalanıp ağır iş­lerde ve angaryada kullanılmayacaklardır. Keza bunlara ait her türlü taşıt araçlarında bulunan silâh ve savaş gereçlerine el konulmaya­cak yada sahiplerinin isteği dışında kullanılmıyacaktır.

8— Fransız uyruklu biri, Padişahın uyruğundan biriyle bir söz­leşme yaparak ondan bir miktar para borç alır ya da bedeli sonra­dan ödenmek üzere bir miktar mal satın alır da borcunu ödemeden Osmanlı memleketlerinden ayrılır ve uzaklaşır ise, bu kişinin bu tu­tumundan dolayı kendi yakınlariyle Fransız Yargıcı veya Fransız konsolosu, kısacası Osmanlı memleketlerinde oturan Fransız uyru­ğundan hiçbiri baskıya kovuşturmaya uğrayamayacağı gibi, Fransa Kralı alacaklımın zararını ödemeye zorunlu tutulmayacaktır. Şu ka­dar ki, borçlunun Fransa’ya gittiği ve orada bulunduğu tahakkuk et­tiği taktirde, alacaklının dilekçesi gereğince borçlunun çağrılıp ve

tutulmasiyle mallarının müsaderesi suretiyle Fransa yasalarınca hak­kın alınmasına, Kral özen gösterecektir.

  • — Osmanlı memleketlerinin herhangi bir yerinde bulunan Fransa uyruklusu, kendilerine ait emvalin ölümlerinden sonraki ta­sarruf şekli ve idaresini gösteren vasiyetnâme düzenleyebilecekler- dir. Bunların eceliyle ya da kaza sonucu ölmelerinde kendilerine ait eşya, para ve mal vasiyetnamede gösterildiği biçiminde paylaştırı­lacaktır. Vasiyetnâme bırakmadan ölenler olur ise bunlara ait eşya, bağlı oldukları Fransız yargıcı ya da konsolosu aracılıSıyle mirasçı­larına yada Fransız memurlarına teslim olunacaktır. Fransız yar­gıcı yada konsolosu bulunmayan yerlerde kaadı bazı tanıklar önün­de bu eşyanın bir dökümünü yaptıktan sonra bunları güvenli bir yere koyacak ve bu eşya konulduğu yerde OsmanlI Devleti’nin so­rumluluğu altında saklanacaktır. Lâkin Fransız veya konsolosu bu­lunan yerlerde kaadı ya da hazine memuru bunlara hiçbir zaman el koyamayacaktır. Bu gibi mallara kaadı’nın, ya da hazine memu­runun ya da başka biri el koymuşsa, Fransa yargıcı ya da konso- losu-ölünün mirasçılarından ya da memurlarından önce- eşyanın geri verilmesini isteyecektir. Ölünün eşyasını her kim almışsa bu isteğe hemen karşı koymadan uyacak ve eşyayı tümüyle bu iki memurdan birine yada ölünün adamlarına teslim edeceklerdir. Bunlar da, ar­dından eşyayı asıl sahibine ileteceklerdir.
  • — Bu antlaşma iki hükümdar tarafından onaylandıktan he­men sonra, her iki devlet uyruklusundan diğer memlekette köle ola­rak satılan, savaş tutsağı bulunan, doğrudan doğruya iki hükümdar ya da uyrukları yanında ya da gemiler, kadırgalar içinde özgürlükten yoksun bir durumda tutulan tüm bireyler, Türkiye’nin yada Fransa’­nın hangi yerinde olur ise olsunlar, hemen salıverileceklerdir. İstan­bul’daki Fransız elçisiyle Osmanlı memleketlerinde oturan bütün Fransız yargıçları ve konsolosları tutsak ya da köle olan Fransızların azât ve koyuverilmesini isteyecek ve bununla ilgili kimlik belgelerini gösterir göstermez tümünün özgürlüğü geri verilecektir. Osmanlı memleketlerinde bulunan Fransız kölelerden biri İslâm dinini kabul ettiğinde, kendisi Osmanlı uyruğunda kalmak koşuluyle azât olu­nacaktır.

İşbu antlaşmanın akit tarihinden başlayarak gerek Osmanlı Pa­dişahı, gerek Fransa Kralı ve gerek Fransa ve Osmanlı kara ve de- hız adamları ve tüccarları ve ücretli askerleriyle hükümdarın doğru­dan doğruya ya da haraca bağlı uyruğunu karada ve denizde hangi neden ve bahaneyle olur ise olsun tutsak yada köle olarak alıp satamayacaklar ve zor kullanarak yanlarında alıkoyamayacaklardır. Korsanlar, ve bunun gibi kötü niyetliler di6er memleket halkından birisine ya da birkaçına saldırıp bunlara ait malları yağmaladıkları zaman bu suçluları yakalayıp cezalandırmak iki hükümete ait bir ödev olacaktır. Meselâ Fransalı bir korsan OsmanlI memleketlerinde yakalanacak olur ise, kendisi derhal yakalandığı yerdeki yasa dışı eylemleri nedeniyle ibret verecek bir biçimde cezaya çarptırılacak­tır. Fransa’da yakalanan OsmanlI korsanları da yakalandıkları yerde cezalarını göreceklerdir. Yasa dışı elde ettikleri mallar sahiplerine geri verilecektir. Eğer bu gibiler kaçmış da hemen yakalanmaları olanaksız ise, gerek kendilerine ve gerek suç-ortaklarıyla onlara yataklık edenlere memleket dışına sürütmüş kimseler gözüyle bakılıp haklarında ona göre işlem yapılacak, yani memleket içindeki eşya ve taşınmaz mallarına o memleketin hükümdarınca el konacaktır. Şu kadar ki, eğer daha sonra bu suçlulardan birinin yakalanması gerçekleşirse, yakalandığı memleketin hükümdarı tarafından ceza­landırılacaktır. Korsanlarla adamlarına ait mallar satılarak bedelin­den malları yağmalanan ya da çalınanlara uygun miktarda tazminat verilecektir. Korsanların yasa dışı eylemleri yüzünden zarar görüp tazminat isteğinde bulunanlar -oturdukları ve dolaştıkları memleket göre- bu antlaşma hükümlerinin hakkınca, uygulanmasını sağlamakla yükümlü olan Sadrâzam ve Sultan ile Fransa Saray Kraliyet Nazı- rı’na başvuracaklardır.

  • — Gerek Osmanlı Padişahı’na ve gerek Fransa Kralı’na ait savaş gemilerinden biri diğer devlet uyruğundan birinin malı olan bir gemiye rasgelöiği zaman bu gemi hemen yelkenlerini indirip sancağını çekerek kimliğini gösterecektir, Böylece, savaş gemisin- dekilerin tüccar gemisini ele geçirip mallarını almaları yada içindeki mürettebata ezâ ve cefâ göstermeleri ve onları tutsak etmeleri gibi hususlar engellenmiş olacaktır. Bununla birlikte, eğer bu antlaşma­nın açık hükümlerine aykırı olarak bir savaş gemisi tarafından bir ticaret gemisine saldırıda bulunulacak olur ise, bu saldırıdan doğa­cak zarar ve ziyan savaş gemisinin ait olduğu hükümetin hüküm- darınca ödenecek ve zarar gören kimselerden de özür dilenecektir.

İki deviete ait savaş gemileri birbirlerine rösgeldikleri zaman sören direklerine hükümetlerinin bayrağını çekerek top atışıyle resmî selâmı ifa edeceklerdir. Açık denizlerde birbirine rastlayan savaş gemilerinin hangi ulustan olduklarının belirlenmesi için süvariler ta­rafından gereken sorular bildirilince doğru cevaplar verilecektir. Han­gi hükümete bağlı olduğu süvarisinden araştırılan savaş gemisinin taraflardan birinin olduğu anlaşıldıktan sonra o gemiye zor kulla­narak girmek ya da yoluna devam etmesine engel olmak gibi eylem­lere başvurmak yasaktır.

  • —■ Fransız uyruklu birinin ya da birkaç kişinin bir yada daha çok ticaret gemisi Osmanlı memleketleri limanlarından birine yolu yordamıyla girdiği yada kötü havadan dolayı sığındığı zaman, mü- rettabatının gereksinmesi olan muhtaç oldukları yiyecek, içecek ve diğer malzeme normal fiatı karşılığında bu gibi gemilere satılacak­tır. Gümrük vergisi ne olursa olsun tahsili için, bu gibi gemilerdeki emtia zor kullanılarak karaya çıkarılamayacaktır. Keza bu gibi ge­miler istedikleri yere gitmekte serbest bırakılacaktır. İstanbul lima­nına giren bir Fransız tüccar gemisi gümrük emini tarafından veri­len hüccet resmini ödedikten ve yükü bir memur tarafından mua­yene ve araştırıldıktan sonra demir alıp Osmanlı memleketleri kıyı­larından diğer bir limana uğrar ise, anbarındaki emtia muayene olunmıyacak; ancak Çanakkale Boğazı’ndan geçen gemiler orada bir ikinci muayeneden geçecektir. Lâkin bu gibi gemilerden «Mu- ruriye» adıyla yeniden hiçbir vergi istenmeyecektir.
  • — Fransa yada Osmanlı tüccar gemilerinden biri yada birkaçı diğer hükümetin karasularında kazaya uğrar ya da batarsa canı kurtarılabilen mürettebat ve yolculara kesin olarak ilişilmeye- cektir. Bunlar gerek karaya çıkarılan, gerek gemide kalan ve gerek dalgalarla kıyılara atılan eşya ve malzemelerini almakta ve topla­makta serbest bırakılacaklardır. Osmanlı karasularında kazaya uğ­rayan gemilerdeki mürettebat ile yolcuların tümü boğulmuşlarsa, bunlara ait eşya ve mallar kaza yerine en yakın yerde bulunan Fransız yargıcı, konsolosu ya da onların yanında çalışan memurlara teslim olunup teslim alanlar aracılığıyle boğulanların mirasçılarına teslim edilecektir. Böyle bir kaza olduğunda bu iki resmî görevliden başka Devlet-I Âliye ve Fransa uyruğundan hiç kimse -Derya kap­tanları, sancak beyleri, subaşıları ve kadılar dahî dahil- batan gemiye

ait malları kullanamayacak, bunlara el koyamayacak ya da bu mal­lardan kendilerine bir pay ayıramayacaklardır: Buna uymayanlar ce­zalandırılacaktır.

  • — OsmanlI uyruklu bir kimseye ait bir köle kaçıp kölenin sahibi bunun Fransa Kralı uyruğundan birinin evinde ya da gemi­sinde çalıştığını yada başkalariyle görüştüğünü bildirir ise, bu kim­senin isteği üzerine -köleyi ortaya çıkarmak üzere- ancak bu Fran­sız’ın kendi evinde ya da gemisinde aramada bulunulacaktır. Köle ortaya çıkarılırsa onu saklayan bağlı,olduğu yargıç yada konsolos tarafından cezalandırılacak ve köle sahibine geri verilecektir’Aram- lan köle Fransız’ın evinde ya da gemisinde bulunduğunda kendisine ezâ ve cefâ edilmeyecektir.
  • — Osmanlı devletine bağlı memleketlerde on yıl süreyle ara­lıksız olarak oturan Fransız uyruğu bu süre sonunda her türlü rusûrri ve vergi yükümlülüğünden kurtulmuş olacağı gibi, bunlar kendi otur­dukları evlerinin çevresindeki araziye bakmak, devlete ait depolara nezaret etmek, tersanelerde ve angarya işlerinde çalışmak gibi is­lerde kullanılmaya zorlanmıyacaklardır. Gehe, Fransa Kralı’nın ege­menliği altındaki memleketlerde oturan Osmanlı uyrukluları da aynı süre sonunda buna benzer bağışıklıklar elde -edeceklerdir.
  • — Fransa Kralı, Papa ile İngiltere ve İskoçya Kralları’nı sürekli olarak dostları ve müttefikleri diye adlandırdığından, onlar da, istediklerinde bu antlaşmaya katılarak hükümlerinden yararlan­mak hakkına sahip olabileceklerdir. Şu kadar ki, bu hükümdarlar ile Padişah arasındaki imza işleri, bu antlaşmanın akdi tarihinden baş­layarak en çok şeyiz ay içinde olacaktır.
  • — Gerek Zât-ı Şahane ve gerek Fransa Kralı en çok altı ay içinde birbirine bu antlaşmanın birer onaylanmış örneğini gönde­receklerdir.

Heriki taraf ‘da, kendilerine bağlı valilere, yargıçlara, zabıta memurlarına bu antlaşma hükümlerini bildirecek ve bu hükümlere tam ve koşulsuz olarak uyulmasını emir ve ihtar edeceklerdir. Böy- lece hükümet memurlarından ya da halktan biri bu anlaşma hüküm­lerine aykırı bir davranışta bulunduğunda antlaşmanın varlığından haberi olmadığını ileri süremeyecektir.

Bu antlaşmanın metni İstanbul, İskenderiye, Marsilya kentlerin­den başka gerek OsmanlI memleketlerinde ve gerek Fransanm baş­lıca bölgeleriyle kıyı kentlerinde yayınlanarak duyurulacaktır.

(Ali Reşat ve Macar İskender çevirisi «Kapitülasyonlar», Kana­at Matbaası 1330, s. 60-66)

 

 

 

Bu yazı 69 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Kategoriler
http://bilelimmi.com/bilelimmi-com-hakkinda/ http://bilelimmi.com/iletisim/